15 Aralık 2008 Pazartesi

Zayıflama çayları zayıflatmıyor...

Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.


Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor. 

Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir 
arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor. 

ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı. 

Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler. 

DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var. 

Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

30 saniyede doğan aşk...

Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre. Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur. Aşağıda belirtilen özelliklere sahip ve size karşı davranışlarına dikkat eden birine 30 saniyede hemen aşık olmanız çok zor değil..

İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler

Espri yeteneği: Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.

Gülümseme: Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.

Doğallık: Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...

Sürprizler: Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Doğru hediyeler:
Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.

Kalçaları küçülten diyet

Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Müjde; pek çok kadının başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti açıklıyoruz...


Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası...
Diyetin amacı hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu.Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müsli olarak tanınıyor.
Müslinin hazırlanışı
Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyvalar ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.

2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı..

Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süte ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım muz

Saat 11.00: Bir elma
Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz

Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm

Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar (Aşağıda gün gün verilen yiyecekleri tüketin)

Yatmadan önce: Bir portakal

Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango

Günlük programınızda ana öğünler

Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve.

Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.

Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti, bir meyve.

Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Ek olarak bir meyve.

Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta, bir meyve.

Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata, bir meyve.

Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates, bir meyve.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Makyajda en 'göz'deler

Yeni sezonda çılgınlıklar zirve yapıyor! Dumanlı gözler, dore göz kapakları ve rengarenk çingene modası, makyajda sıradan bir sezon olmayacağının sinyallerini veriyor...

Sıradan olmaktansa dikkat çekmekten hoşlanıyorsanız, hele renklerle oynamayı seviyorsanız yeni sezonda çok eğleneceğinizi söyleyebiliriz. Sonbahar-kış makyajında öne çıkan doreler, dumanlı gözler ve çingene modası bu eğlenceyi zirveye taşıyor.

Özellikle göz makyajının ön plana çıkarıldığı bu yeni temaları uygulamak aslında hiç de zor değil. Ünlü markaların bu konseptlere uygun yeni ürünleri ile deneyin, yeter!

Dumanlı ve vahşi

Sonbahar-kış makyajında "smoky eyes" yani; dumanlı gözler trendlerin başını çekiyor. Özellikle renkli gözlüyseniz sezonun bu trendi tam size göre! Uygulamak istiyorsanız, önce baz olarak siyah göz farını yüzük parmağınızla gözünüzün üstünde dağıtın. Ama farın yukarılara bulaşmamasına dikkat edin. 

Göz çerçevesine ya ıslak farla ya da eyeliner ile uygulama yapın. Siyah maskarayla kirpiklerinizi belirginleştirin. Böylece ıslak etkiyi yakalar ve sisler ardından etkileyici bakışlar fırlatabilirsiniz.
"Smoky eyes" tarzını sadece siyah renkle değil aynı zamanda koyu kahve, gri ve lacivert tonlarında da uygulayabilirsiniz.


Işıl ışıl

Bronz bir tenin cazibesine sahip olmak için güneşin altında saatlerinizi geçirmenize gerek yok. Işıltılı bir tene sahip olmak İçin, güneşin kendisinden değil altın renginden yararlanmak mümkün. Neredeyse her markada bulabileceğiniz ve güneşi kıskandıracak derecede ışıltılı olan ürünler, sezon makyajının trendlerinden biri olan dore modasına ayak uyduruyor.

Çingeneler zamanı

Sallantılı küpeler, hacimli kolyeler, iri bilezikler ve uçuşan etekler ve elbiseler. Yaz boyu çingenelerden esinlenerek her birimiz "new hippy"liğe soyunduk. Çingene modasının hakim olduğu yaz bitti ama etkisi hala sürüyor. Renk paletinden her tonun hakim olduğu çingene modasını uygulamak için önce kendinize bir ana renk far seçin. Bu farı göz kapağınızın üzerine, yayın. 

Ancak farın olabildiğince gösterişli olmasına dikkat edin. Takma kirpikler, bu trendin olmazsa olmazı. Alt göz kapağınızın içine çekeceğiniz beyaz far, üst göz kapağındaki rengin daha da öne çıkmasını sağlayacak.



Hayatınızın geri kalanında ne yemelisiniz?

Yaşlanmayı engelleyen, enerji veren, libidoyu arttıran, kalbi güçlendiren, kilo almanızı önleyen, yaş guruplarına göre düzenlenmiş beslenme planı…

20’Lİ YAŞLAR

Stresle mücadele yılları

Kadınlar, haftada 70 saat çalışmaları, geri kalan vakitlerinde de sürekli erkek arkadaş değiştirmeleri ve gece geç saatlere kadar barlarda eğlenmeleri nedeniyle, ilk depresyon belirtilerini 20'li yaslarda göstermeye başlıyor. Bunun faturası ise sadece zihne çıkmakla kalmıyor. Stres yüklü bir yasam tarzı genellikle şeker, yağ ve kaloriyle dolu yalapşap bir beslenme tarzına yol açıyor. Bu yüzden, vücudumuzun gerçek potansiyelinden de yararlanamıyoruz. 20'li yaşlar yeni kemikler geliştirmek için son sansın. Çünkü 30 yasına geldiğinde iskelet sistemin oturmuş oluyor. Kötü beslenme, sadece kemiklerinin gelişimini kısıtlamakla kalmayarak, bu dönemde ya da ileriki senelerde hastalığa yakalanma, kilo alma ve sinir rahatsızlığı geçirme riskinin artmasına da neden oluyor. Bütün bu olumsuz etkilere karsı mücadele etmek senin elinde: Beslenmene dikkat et.

30’LU YAŞLAR

Yağları eritme yılları

20’li yaşlarında, gece yarılarına kadar içtikten sonra bir büfeye gidip atıştırdığın şeyleri yakabilmeni sağlayan metabolizman artık yavaşlamaya başlıyor. Tartının gösterdiği rakam artmasa bile, elbisenin etiketinde yazan beden, büyük ihtimalle artmaya başlamıştır. American Journal of Clinical Nutrition'a göre, kilolarını korumayı başaran kişilerde bile, yağsız vücut kütlelerinin yerini, yıllar geçtikçe bir yağ kütlesi almaya başlıyor. Vücudun çeşitli yerlerinin sarkmaya başlaması, karşılaştığın tek tehlike değil. 30’lu yaşlardan itibaren her 10 yılda bir, sistolik tansiyon da dört puan yükseliyor ve eklemler sorun çıkartmaya başlayabiliyor, iyi haberlerimiz de var: Eski kuşakların yaşlanmanın bir parçası olarak kabul ettiği rahatsızlıkların sırtını yere getirebilirsiniz. 

40’LI YAŞLAR

Hastalıklarla savaş yılları

Bugüne kadar, en olası ölüm sebebin sokakta yürürken kafana düŞen piyanoydu. Oysa artık kalp krizi ve kanser gibi ürkütücü kelimeler, kadınların karşılaştıkları önde gelen sağlık sorunları haline gelmeye başladı. 50'li yaslara yaklaştıkça, körlüğün en önemli nedeni olan makula dejenerasyonu gibi, ölümcül olmamasına rağmen ciddi sorunlar yaratan rahatsızlıklara yakalanma riski de artıyor. Üstelik 30'lu yaslarında kilo almamayı başarmış olsan bile, bel ölçünü kontrol altında tutmak, bu yaşlara gelindiğinde daha da zorlaşıyor. Çözüm: Vücudunun doğal düşmanlarına karsı önleyici bir savaş açmak. Silahların: Bir çatal ve bir bıçak.

11 Aralık 2008 Perşembe

Zayıflamak için 'üstte' kalın...

Seks gerçekten kilo vermeye yardımcı mı, seks yaparken aynı zamanda egzersiz yapmış olur musunuz? Diyetisyen ve psikolog sorularımızı cevapladı.

Psikolog Meliha Karayay: "Seks de bir egzersizdir, üstte olan daha fazla enerji harcar." 

Seksle gerçekten kilo verilebilir mi?

Seks de bir egzersizdir unutmayın, bunu bir oyun gibi ele almak lazım. Seks hayatınız size neşe veriyorsa, keyif alıyorsanız, daha rahat forma girersiniz. Seks hayatı mutlu olanlar, istedikleri zaman çok daha kolay kilo verebilirler. 

Seksin pozisyonu kilo vermeyi etkiler mi? 

En son elime bir veri ulaştı, partnerinin kıyafetlerini soyan 12 kalori, giysiler kolay çıkıyorsa sekiz 
kalori harcıyormuş. Bunlar geyik, ölçülmesi zor, ama şu bir gerçek; seks sırasında üstte olan daha fazla enerji harcar. Seks sırasında harcanan enerji orta büyüklükte bir odayı silmek, bir iki cam silmek ya da iki blok yürümek kadardır.

Sabah seksinin çok daha yararlı olduğu, daha fazla kalori harcattığı doğru mu?

İnsanlar istedikleri zaman seks yapabilirler. Bu çok önemli bir üstünlüktür. Özellikle çalışanlar, kendilerini yalnızca akşam seksi ile sınırlamamalı. Kendinize blokajlar koymayın, sabah seksi insanın güne mutlu başlamasını sağlar, ihmal etmemek gerek. 

Kilo almak kadın ve erkek için seks hayatının kötü gittiğinin bir göstergesi mi?

Seks hayatı iyi olanlar, daha mutlu olur, kendilerine daha fazla özen gösterirler. Çift, karşılıklı olarak kilo alıyorsa bir süre sonra cinsel olarak sorun yaşayacakları kesindir. Kilo alımı, özellikle bel çevresindeyse testosteron hormonu azalır. Bu da cinsel gücü zayıflatır. Bel çevresi erkeklerde 102, kadınlarda 88 cm.’nin üzerindeyse seks hayatları açısından tehlike çanları çalıyordur. 

Seks diyeti önerdiğiniz hastalar oldu mu? 

Seks diyeti, kolay kolay önerilmez. Kalp ameliyatından sonra özel bir sorun yoksa, insanlar iki ay sonra seks yaşamlarına geri dönüyorlar.
Zaten erkekler için özellikle çok ara vermek iyi bir durum değil. 15 günde bir seks yapan erkeklerin iktidarsızlık oranları artıyor.

Diyetisyen Nil Şahin: "Seks kalori harcatmaz, kasları gerer, ama tek bir enerji harcamanız mümkün değil." 

Seksle gerçekten kilo verilebilir mi? 

Seksin kalori harcattığına dair bir literatür okumadım. Seks kasları geriyor, ama enerji harcatmıyor. Seks kuvvet egzersizi gibi düşünülebilir, ama yağ yakıcı bir egzersiz olarak düşünülemez. 

Seksin pozisyonu kilo vermeyi etkiler mi?

Seksin pozisyonunun kilo üzerine direkt etkisi olduğuna inanmıyorum. Ama zayıf ve formda olanlar, çok daha rahat seks yapabilir. Kilolu insanlar ancak bir iki pozisyonda seks hayatlarını sürdürmek zorundadırlar, bu da gerçekten onların yaşamını kısıtlayan bir durum.

Sabah seksinin çok daha yararlı olduğu, daha fazla kalori harcattığı doğru mu? 

Sabah mideniz boş olduğu için çok daha rahat seks yapabilirsiniz. Ama seksi egzersiz olarak görüyor ve o amaçla yapıyorsanız kahvaltıdan sonrasını öneririm.
Bütün gece süren açlığı bastırdıktan sonra egzersiz daha yararlıdır. 

Kilo almak kadın ve erkek için seks hayatının kötü gittiğinin bir göstergesi mi?

Bu durumu yalnızca hormonal olarak düşünmemek lazım. Hormonlar ne derse desin, kendine özen gösterip kilo vermeye başlayan kadınlar, giyimlerinden makyajlarına kadar değişim yaşıyor. Çok daha seksi görünmekten kaçınmıyorlar. Halbuki kilolu çiftler, bedenlerinden hoşnut olmadıklarından seksi daha geriye atıyorlar. Bir de ter kokusu da önemli. Kilolu kişiler daha çok terlediklerinden, seks hayatları ciddi şekilde etkileniyor.

Seks diyeti önerdiğiniz hastalar oldu mu?

Diyet programına giren birine seks diyeti asla önerilmez. Seks hayatına ara verenler, sıkıntıdan daha çok yemek yiyorlar. Menopozdan sonra seks hayatı monotonlaşan kadınlar, daha fazla kilo alıyor. Aktif seks hayatı, diyetin başarısını artırıyor.

Kadınları sinir eden detaylar

Erkek gözüyle: kadınları sinirlendiren küçük detaylar. Dikkat! Bu yazı ilişkinizi kurtarabilir...

Kadınların bazı konularda sizden çok dana hassas olduklarını biliyorsunuz. Yazımızda, bir kadını çılgına çevirecek hareketleri bulacaksınız.

Kadınların çoğu, erkeklerin bazı sinir bozucu hareketleriyle başa çıkabiliyor. Bu davranışların başında, toplum içinde arkadaşlarıyla garip şekillerde tokalaşması veya güneş tutulması sıklığında çarşaflarını değiştirmesi geliyor. Ama bunlardan daha sinsi bazı hareketler var ki, işte onlar kadınları gerçekten çıldırtabiliyor. Hiç beklemediğiniz bir tavırla karşılaşmamak için kesinlikle yapmamanız gereken şeylerin ne olduğunu okumanızı tavsiye ediyoruz.

Maç esnasında onu tamamen unutmak

Söz konusu olan Avrupa Şampiyonası olsa bile, bir kadına orada değilmiş gibi davranmak affedilir bir hareket değil. Psikoterapist Profesör Doktor Tina Tessina, "Bir kadının maç esnasında unutuluyor olması, maçın ondan daha önemli olduğu izlenimini yaratır" diyor. Bunun yerine, üzgün olduğunuzu söyleyip devre arasında konuşmayı teklif edebilirsiniz. Kesin bir zaman belirlemek hem onu dışlamadığınızın bir göstergesi olur hem de geniş geniş ve içiniz rahat bir şekilde televizyonun karşısında yayılmanızı sağlar.

Son ana kadar onunla hiç program yapmamak

Bir plan yapmak için beklediğiniz şey kız arkadaşınızın araması mı? Tessina'ya göre, eğer aynı günün gecesinde bize bir şeyler yapmayı önerirseniz, daha iyi bir program önerisi almadığınızı ve onu cepte düşündüğünüzü sanabilir. Spontan olmak bazı durumlarda çok hoş olabilir ama birkaç gün öncesinden sormak kesinlikle daha kibar ve daha rahatlatıcıdır.



Tek kelimelik cevaplar vermek

Kadınların tercih ettikleri iletişim şekli genelde sözlüdür. Bazen çok konuştuklarından şikayet etseniz de sinirlendiklerinde ağızlarını bıçak açmaz. When Your Perfect Partner Goes Perfectfy Wrong (Mükemmel Eşiniz Harikaysa) kitabının yazarı Mary Jo Fay, "Erkekler tek kelimelik cevaplar verdiğinde, kadınlar bir sorun olduğunu düşünüyor" diyor. Sizden bir yazar kadar düzgün cümleler kurmanızı veya durmadan onlarla konuşmanızı beklemiyorlar. Sadece size gününüzün nasıl geçtiğini sormaları, sizinle aralarındaki bağı kuvvetlendirmek istemelerinden kaynaklanıyor.

Arkadaşlarını dışlamak

Fay, "Bir kadının sizi kız arkadaşlarıyla birlikte dışarı çağırması, size ne kadar değer verdiğinin bir göstergesidir" diyor. Eğer böyle bir daveti kulak arkası eder veya sessiz kalırsanız, hayatlarındaki önemli insanları tanımayı pek umursamadığınızı düşünebilirler. Onlarla ciddi konular hakkında konuşmak zorunda değilsiniz. Sadece ilgili küçük sohbetler de yeterli olabilir. Ve eğer onları her seferinde güldürebilirseniz sizi sevecek ve onaylayacaklardır.

Hayalinizdeki saçlara kavuşmak için 20 öneri

Saç kreminizden saç kesiminize, saç renginizden kullandığınız şekillendiricilere kadar saçlarınızla ilgili bilmeniz gereken ve hayal ettiğiniz saçlara kavuşmak için 20 öneri...

1. Çok kuru saçlar

Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.

2. Normal saçlar
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.

3. İkisi bir arada
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç
tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.

4. Ilık su ile durulayın
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için ide3aldir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su , saçlara mükemmel bir parlaklık verir.

5. En iyi fön stratejisi
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.

6. Nazik olun
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.

7. Çok mu streslisiniz?
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın.

9. Saç kremi
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.

10. Çok ince saçlar
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin 'uçuşmasını’ engeller.

11. Tatilde bakım
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.

12. Koruma ve tamir
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?

13. İnce telli saçlara kür uygulamak
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.

14. Saç maskeleri
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)

15. Sarı, kızıl ya da kahve
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.

16. Çabuk kür uygulamak için
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.
17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar

Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli.b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın.

18. Vaks nasıl kullanılır?
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.

19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.

20. Saç spreyi ve parlatıcı
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin.

Bitkilerle göğüs büyütün

Artık estetik operasyona gerek kalmadan göğüslerinizi büyütebileceksiniz. Üstelik tamamen bitkisel, doğal bir yöntemle!

Herkes ideal göğüs ölçülerine sahip olmayı ister. Günümüzde her ne kadar ileri tıbbi müdehalelerle bu mümkün olsa da bazı zorluklar karşımıza engel olarak çıkıyor:

Göğüs büyütme için 
implantlar (İçi silikon jeli ya da serum fizyolojik dolu pedler) göğüs dokusunun içine yerleştirilmektedir. 
Yerleştirme göğüs kasının altında ya da üstünde olabilir. Bireysel faktörler (Göğüslerde ya da göğüs kafesindeki asimetri) incelenerek ve kişinin isteği göz önüne alınarak; operatör, operasyon uygulanacak kişi ile birlikte implantın büyüklüğü, çeşidi ve konacağı yer hakkında karar verir. Kuşkusuz her cerrahi girişimde olduğu gibi, göğüs büyütme ameliyatının da komplikasyonları ve riskleri vardır. 

Tromboz (Pıhtı ile damar tıkanması) riski ve iltihaplanma tıptaki gelişmelerle çok aza inmiştir. Bazı vakalarda implant çevresindeki bağ dokusunda artış ve sertleşme olmakta, bu oluşum implantı sıkmaya başlamakta, göğüs dokusunu sertleştirebilmekte ve göğsün şeklini değiştirebilmektedir. Böyle bir durumda implantın alınması gerekebilir. Seyrek olarak da özellikle trafik kazaları ya da göğüslere olan darbeler sonucunda implantın kapsülü yırtılabilir. Bu durumda implantın jelatin kıvamındaki silikon içeriğinin ameliyatla alınması ve yeni bir implant konması gerekmektedir. 

Implantın en önemli riski mamografi bulgularının değerlendirilmesini zorlaştırmasıdır. İmplant, göğüs dokusunun net görülmesine engel olmakta ve kanser oluşumu gözden kaçabilmektedir.

Tıptaki gelişmeler doğal maddelerle göğüs büyüten, hiçbir riski olmayan, ameliyatsız bir tedavi alternatifi ortaya çıkarmıştır. 

Kadında hormon metabolizmasında dengeleyici etkisinden dolayı uzun yıllardır kullanılan yan etkisiz 8 bitkinin uyumlu kompozisyonu ile elde edilen preparat (Probust) bugün göğüs büyütmek için başarıyla kullanılmaktadır. 

California Bradford Research Institute'den Prof. Dr. Robert Bradford'un araştırmasına göre 
bu bitkisel karışımla yüzde 82 olguda 9 ay içinde göğüslerde 7,5 santimetre büyüme olmuştur. Aynı preparat regl dönemi gerginliğini de vakaların yüzde 95'inde çok aza indirmiştir. Bitkisel kompozisyon damiana, melek otu (Dişi Ginseng), oğul otu, aslan kuyruğu, bostan otu, testere palmiyesi, yams kökü, kara hindiba bitkileri karışımını içermektedir. 

Bu bitkileri tek tek incelediğimizde ise ne işe yaradıklarını şöyle açıklayabiliriz: 

Damiana:

Özellikle afrodizyak olarak tanınır. Günümüzde birinci sırada kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.

Melek otu:

Kadın rahatsızlıkları en önemli kullanım alanıdır. Dolaşım bozukluğu, kabızlık, diyabet, kanser de kullanılmaktadır. Kadında hormon metabolizmasına etki gösterir.

Oğul otu:

Anti mikrobik özelliği vardır. Huzursuzluk, korku ve yara iyileşmesinde kullanılır. Kas kramplarını çözer.

Aslan kuyruğu:

Çayı yıllardır kalp problemleri ve kadın rahatsızlıklarında etkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır. 

Bostan otu:

Çok eski yıllarda sarılık, böbrek/ mide rahatsızlıkları, migren problemlerinde kullanılıyordu. Uzun yıllardır kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. 

Testere palmiyesi:

Çok sayıda sağlık problemlerinde kullanılmaktadır. Erkeklerde prostat sorunlarında, kısırlık ve iktidarsızlık için kullanılıyor. Bu etkin bitki kadında da bir dizi tedavi olanakları sağlamaktadır. Meme bezlerinin gelişmesine neden olur.

Yam kökü:

Meksika'da eski yıllarda Chiapas kabilesi kadınların doğum yapması sırasında bu bitkiyi kullanıyordu. Kadınlarda hormon yapımını uyarıcı etkisi vardır ve memeleri büyütür.

Kara hindiba:

En önemli etkisi karaciğer üzerinedir. Safra akışını düzenler. Hindistan'da karaciğer hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Vitamin ve mineralin zengin kaynağıdır. Avrupa'da salata şeklinde tüketilmektedir. Zararlı kimyasal ilaçlara, operatif müdahalelere ve implantlara karşı doğal bir alternatif olup, güzel göğüslere sahip olmak için ideal bir yöntemdir. Kapsüllerinden 6 ay süresince günde 2 kez 3'er kapsül alınır. Etkiyi artırmak için kremleriyle birlikte kullanılabilir. Daha sonra 3 ila 4 ayda bir 2-3 hafta süreyle alınmalıdır.

Enerji sağlayan 10 formül

Gece boyu mışıl mışıl uyuduğunuz halde sabah yorgun mu kalkıyorsunuz? İçinizden kımıldamak bile gelmiyor mu? Önerilerimizi okuyun enerjinizi düşüren nedenleri bulun ve canlanmaya başlayın!

Enerji düşmanı: KÖTÜ KAHVALTI SEÇİMLERİ


Sabah kahvaltısını atlamak metabolizmayı yavaşlatır ve vücudu, en doğru şekilde çalışması için gerekli olan yakıttan yoksun bırakır. Ama kahvaltıda ne yediğiniz de çok önemlidir. Simit veya ekmek gibi unlu gıdalardan alacağınız karbonhidratlar, en zinde olmak istediğiniz sabah saatlerinde beynin serotonin hormonu salgılaması nedeniyle enerjinizi alır. Vücudunuz basit karbonhidratları hızlıca sindirir, kan şekerinizi yükseltir ve arkasından düşürür ama bütün bunlar enerji kaybına yol açar.

Yorgunluk savaşçısı: Güne en az 5 gram protein içeren bir kahvaltıyla haşlayın. Protein, kalp atışını hızlandıran ve dikkati artıran bir kimyasal içerir. Karbonhidratların aksine, proteinler daha yavaş sindirildiği için, kan şekerini ve enerji seviyesini sabit tutar. Bir kahve fincanı mısır gevreği (porsiyonu 120 kaloriden fazla olmaz ve 3 gram fiber içerir) ile yağsız süt alabilirsiniz. 30 gram az yağlı peynir ile iki yumurtanın beyazından yapılmış omlet (porsiyonu 22 gram protein içerir) de sağlıklı bir seçim olur.

Enerji düşmanı: KIYAFET SEÇİMLERİ

Topuklu ayakkabılar ve kalem etekler şık görünebilir ama moda zevkiniz için rahatınızdan ödün veriyor olduğunuzu unutmayın. Bu tarz kıyafetler sizi tembelliğe alıştırabilir. Yapılan bir araştırmaya göre, çalışan kadınlar, şık iş kıyafeti giydikleri normal bir günde serbest kıyafet giydikleri günlere oranla, 491 adım daha az alıyorlarmış. Daha az enerji harcamak, daha az enerjik olmanıza neden olur. Rahatsız kıyafetler nedeniyle bütün gün masa başında oturmak kan dolaşımını yavaşlatır ve vücudunuzun diğer bölgelerine gün boyunca daha az oksijen ulaşır. 

Yorgunluk savaşçısı: Daha zor hareket ettiğiniz kıyafetler ve rahatsız topuklu ayakkabılar yerine, daha kullanışlı kıyafetler ve ofis içinde daha kolay dolaşmanızı sağlayacak yumuşak tabanlı ayakkabılar giyin. Eğer topuklu ayakkabılar olmadan yapamayanlardansanız, en azından öğle tatilinde dışarı çıkarken düz ayakkabılarınızı ayağınıza geçirerek dışarı çıkın. Artık markalar ofise giymek için, 80'li yıllardaki sekreter ayakkabılarına benzemeyen, modaya uygun, şık, düz ayakkabılar yapıyorlar.

Enerji düşmanı: KAFEİN ALIŞKANLIĞI

Akşamüstü saat üçte içeceğiniz bir fincan kahve, sizi günün geri kalan kısmında ve gece idare edecektir. Kafein, sekiz saat veya daha fazla vücudunuzda kalır, o yüzden öğleden sonra geç bir saatte içeceğiniz kahve uykunuzu kaçırır ve ertesi günkü enerjinizden çalar.

Yorgunluk savaşçısı: Kahve tüketiminizi günlük olarak, fincan başına 250 gram olarak iki ya da üç fincanla sınırlayın (200-300 miligram kafein içerir). Bu, fazla kafeinin sebep olduğu gereksiz baş ağrılarına ve sinirli hissetmeye engel olur. Yatmadan sekiz saat öncesinden başlayarak, kahve içmemeye özen gösterin. Hâlâ akşamüstü uykunuz geliyorsa enerji veren barlar veya bir avuç badem yemek işinize yarayabilir.

Enerji düşmanı: ENDİŞELER

Kredi kartı borcunuz veya sinir bozucu bir patronunuz olması gibi sorunlarınız, uzun süreli stres faktörleridir ve sizi bitkin düşürebilir. Sürekli stres içinde yaşamak, kalp atışınızı hızlandırır ve vücudunuzun fazla mesai yapmasına neden olur. Stresli olduğunuzda, vücudunuzu kasarsınız ve yorgunluk ile ağrılara sebep olursunuz. Dahası da var: Endişeleriniz, derin nefes almanızı engeller ve yeterli derecede oksijen almanıza engel olur. Karbondioksit kanda birikerek, yorgun ve bitkin hissetmenize sebep olur. 

Yorgunluk savaşçısı: Endişeleriniz sizi esir aldığı zaman, üç kere üst üste yavaş ve derin nefes alıp verin ve vücudunuza oksijen alımını sağlayarak, hızlı atan nabzınızı yavaşlatın. Birkaç dakika sakinleştikten sonra, bir arkadaşınızla sohbet etmek veya bir komedi filmi seyretmek gibi sizi rahatlatacak bir aktivite yapın. Bakış açınız üzerinde direk etkisi olan olaylar hakkında konuşma şeklinize dikkat edin. Endişeli kişiler genellikle 'Asla yapmam', 'Yapamam' veya "Borçtan kurtulamıyorum' giib lafları sıkça kullanırlar. Uzmanlar olumsuz cümlelerin sonuna, olumlu bir deyiş eklemenizi öneriyor. Mesela, "Borçlarım hâlâ bitmedi ama kredisi daha düşük kredi kartlarını araştırıyorum" gibi.

Enerji düşmanı: DAĞINIK ÇALIŞMA MASASI

Dağınık kağıtların içinde bir şeyler bulmaya çalışmak zaman ve enerji kaybına sebep olur üstelik bu dağınıklığın görüntüsü bile sizi strese sokar ve beyninizin çalışmasını etkiler.

Yorgunluk savaşçısı: Tabii ki masanızın arada bir dağınık olması normaldir. Ama genel olarak masanızın üzerinde sadece işinize yarayan ve üzerinde çalışmakta olduğunuz kağıt yığınları ile zımba ve bilgisayarınız bulunmalı. Masanızı derli toplu tutmak için, işinize yaramayan şeyleri çekmeceye kaldırabilir ve her gün en azından beş dakika vakit harcayıp dosyalama yapabilirsiniz. Bir sonraki gün için çalışma alanınızı toparlamak, sizi rahatlatır, stresinizi azaltır ve enerji seviyenizi artırır. Eğer zamanınızı programlamak konusunda sorun yaşıyorsanız ajanda tutun ve randevularınızı not edin.

Enerji düşmanı: CUMARTESİ SABAHI UYKUSU

Hafta içi dengesini kaçırdığınız uyku düzenini, hafta sonu yerine koymaya çalışmak, vücudunuzun alıştığı 24 saatlik ritmi bozar. Hafta sonu, geç saate kadar uyumak ve sonuçta aynı akşam geç yatmak, hafta içi düzeninizi bozar ve pazartesi günü zorluk çekmenize neden olur.

Yorgunluk savaşçısı: Gece sokağa çıkıp eğlenmenize bir şey demiyoruz ama sabahları uyanmaya alıştığınız saatten en fazla bir saat geç kalkmaya çalışın. Kalkma saatinizi bir saatten daha fazla şaşmak, vücut saatinizi bozar. Hâlâ sersem gibi mi uyanıyorsunuz? Alarm çalar çalmaz, perdelerinizi açın çünkü gün ışığı beyninize yataktan kalkmanız için bir sinyal gönderecektir.

Enerji düşmanı: C VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ

Kadınların yüzde 30'u yeterli C vitami almaz. Bu vitaminin eksikliği enerji seviyesini düşürür. C vitamini, yağ asitlerinin enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olan karnitin adlı molekülü üretir. Karnitin eksikliği, vücudun enerji yerine karbonhidrat ve proteinleri kullanmasına neden olur. Ve bu da kasları yoran laktik asit üretimine yol açar.

Yorgunluk savaşçısı: Portakal, kivi (her biri 70 mg), brokoli (doğranmış bir kahve fincanı 70 mg) veya çilek (1 kahve fincanı 90 mg) gibi meyve ve sebzeleri tercih edin. Günlük olarak almanız gereken 75 mg C vitaminini mutlaka tamamlayın.

Enerji düşmanı: MONOTONLUK

Hayatta çeşitlilik gerekir. Hepimiz zorluklarla başa çıkmayı ve değişikliği severiz. Bir görev hiçbir zorluk yaşanmadan kolayca tamamlanırsa, keyif vermez ve otomatik pilota bağlanarak, beyninizi uyuşturur.

Yorgunluk savaşçısı: İşinizin monotonluğu sizi mutsuz ediyorsa, patronunuzla konuşun ve size farklı sorumluluklar vermesi isteyin. Ya da farklı departmanda çalışan bir arkadaşınızla konuşarak, yapmak isteyeceğiniz keyifli bir iş olup olmadığını öğrenin. Günlük işlerden mi sıkıldınız? Bir takım küçük değişikliklerle hayatınıza renk katmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, işe gittiğiniz yolu değiştirmek, dil, seramik veya fotoğraf kursuna katılmak alternatif olabilir.

Enerji düşmanı: YOĞUN BİR TEMPO

Yoğun dönemlerde vücudunuzun demir oranı düşer ve kansızlık yasayabilirsiniz. Bu anlarda kan hücreleri dokulara yeterli miktarda oksijen taşıyamazlar. 

Yorgunluk savaşçısı: Yeterince uyuyor ama hâlâ kronik olarak yorgun hissediyorsanız, doktorunuzla görüşmelisiniz. Kan testiyle demir değerlerinizi ölçüp, kan hücrelerinizde sayım yapabilir. Ölçümler düşük çıkarsa, demir desteği için eczanelerde satılan demir desteklerinden almanız gerekebilir (Demir takviyesini doktorunuzun önerisi olmadan yapmayın çünkü fazlası, zehirleyici olabilir). Vücudunuza dışarıdan destek almak yerine, yağsız kırmızı et ile kümes hayvanları, fasulye, mercimek ve ıspanak da faydalı olacaktır.

Enerji düşmanı: YAVAŞ ÇALIŞAN TİROİD

Boğazda bulunan bezler, metabolizma, kalp atışı ve daha birçok şeyi kontrol eden hormonların saklandığı bölgedir. Tiroid bezi ne kadar az hormon üretirse, metabolizmanız o kadar yavaş çalışır ve enerjiniz olmaz. Tiroidin yavaş çalıştığını gösteren diğer belirtiler ise, kabızlık, düzensiz âdet dönemleri ile kuru cilt, saç ve tırnaklardır.

Yorgunluk savaşçısı: Bir kan testiyle, tiroid bezlerinizi kontrol ettirebilirsiniz. Sorunun kaynağı virütik bir enfeksiyon veya bir hastalık olabilir. Günlük olarak tiroid hormon hapları almanız gerekebilir. Bu hormonları dengeye soktuğunuz zaman, yorgunluğunuz da bitecektir. Bu arada, yoga gibi rahatlatıcı egzersizler yapmanızı tavsiye ederiz. Tiroid probleminiz varsa, bu konuda stres yapmanız da enerji seviyenizi düşürecektir. Sakin olup, enerjinizi daha eğlenceli şeylere saklamalısınız.

Related Posts with Thumbnails
Dantel Modelleri Örgü Modelleri Hobi Dünyası
En güncel Kadın Giyim Moda sitesi.