yemek püf noktaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek püf noktaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2008 Cumartesi

Ustalar konuştu: Yemekte değiliz!

Dedikodu, tartışma ve yarışmacıların birbirlerini aşağılamalarıyla gündeme gelen Show TV'nin 'Yemekteyiz' programına izleyicilerin ardından en sert tepki yıllardır televizyonlarda yemek programı yapan ustalardan geldi.

Samanyolu'ndan Oktay Aymelek (Oktay Usta), Digitürk'ten (Elmax) Emine Beder, Ayşe Tüter (Türkmax), Sedef İybar ve Star TV'de program yapan Eyüp Kemal Sevinç, 'Yemekteyiz'in bir yemek programından çok reyting amaçlı yapılmış bir 'şov' programı olduğu görüşünde birleşti. Programın yemek kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söyleyen Oktay Aymelek, "Reyting için insanları zehirlemeyelim." derken, Sedef İybar, "Bugün keşke bunu konuşmasaydık. Siz bana yemek tarifi sormuş olsaydınız. Biz toplum olarak bu kadar çirkin değiliz." şeklinde konuştu. Show TV'de hafta içi her gün ekrana gelen program daha önce de Amerika, Fransa, Almanya, İngiltere, Macaristan, Danimarka ve Hırvatistan televizyonlarında yayınlanmıştı. Program, yarışmacıların birbirinin arkasından konuşması, hiçbir yemeğin beğenilmemesi, dedikodu ve ev sahibi-misafir ilişkilerini yerle bir etmesiyle kamuoyunda eleştiri alıyor. Değişik yaş gruplarından, farklı mesleklerden, farklı kültürlerden oluşan yarışmacılar zaman zaman kavgaya varan tartışmalar yaşıyorlar...

Emine Beder: Amaç reyting

Burada yemek öğretilmiyor. Amaç kesinlikle şov ve reyting. Zaten insanlar da bir şey öğrenmek için izlemiyorlar. Bizim kültürümüzde 'eline sağlık' diye bir söz var. Bu cümle burada hiç geçmiyor. Sürekli eleştiri. En çok da insanları yerden yere vurarak yapılan eleştiriler üzüyor. Keşke yemeklerin sorgulandığı bir program olsaydı. Daha öğretici olurdu.


Ayşe Tüter: İzleyici dedikoduyu seviyor

Kesinlikle doğru bulmuyorum. Bizim insanımız da maalesef dedikoduyu ve çekişmeyi seviyor. Böyle şeyler daha çok ilgi görüyor. Keşke imkânımız olsa da ekranda yemek eğitimi versek. Yemekte kıl da çıkabilir, ama bunu gözümüze sokmanıza gerek yok. Mide bulandırıcı...

Sedef İybar: Bu kadar çirkin değiliz

Yemek kültürünü yok eden bu kadar rezil bir şeye insanların ihtiyacı yok. Biz bu kadar çirkin değiliz. Böyle bir sofra kültürümüz yok. Konuşma adabımızın bu kadar aşağı olduğunu düşünmüyorum. Şu an bunları konuşuyor olmak bile onlara prim yaptırır. Keşke bana bir yemek tarifi sormuş olsaydınız.

Oktay Aymelek: Reyting için insanları zehirlemeyelim

Yemek programı değil bir kere. Hoş olmayan davranışlar ekrana yansıyor. Bir de misafirliğin adabını, usulünü yerle bir ediyorlar. Kimsenin kimseye saygısı yok. Gençlere kötü örnek oluyorlar. Yapılan işler normalmiş gibi algılanabilir. Zaten format değişmiş, dedikodu programı olmuş. Faydası yok, zararı var. Reyting için insanlar zehirlenmemeli.

Eyüp Kemal Sevinç:Mutfağımıza katkısı olmaz

Tartışmalar 'gelin kaynana' programlarını andırıyor. Yemek kültürümüze bir katkısı yok. Verilen tarifler boş. Reyting amaçlı yapılmış işler, ancak izleyici ilgi gösteriyor. Fazla uzun süreceğini zannetmiyorum.


13 Aralık 2008 Cumartesi

Hayatınızın geri kalanında ne yemelisiniz?

Yaşlanmayı engelleyen, enerji veren, libidoyu arttıran, kalbi güçlendiren, kilo almanızı önleyen, yaş guruplarına göre düzenlenmiş beslenme planı…

20’Lİ YAŞLAR

Stresle mücadele yılları

Kadınlar, haftada 70 saat çalışmaları, geri kalan vakitlerinde de sürekli erkek arkadaş değiştirmeleri ve gece geç saatlere kadar barlarda eğlenmeleri nedeniyle, ilk depresyon belirtilerini 20'li yaslarda göstermeye başlıyor. Bunun faturası ise sadece zihne çıkmakla kalmıyor. Stres yüklü bir yasam tarzı genellikle şeker, yağ ve kaloriyle dolu yalapşap bir beslenme tarzına yol açıyor. Bu yüzden, vücudumuzun gerçek potansiyelinden de yararlanamıyoruz. 20'li yaşlar yeni kemikler geliştirmek için son sansın. Çünkü 30 yasına geldiğinde iskelet sistemin oturmuş oluyor. Kötü beslenme, sadece kemiklerinin gelişimini kısıtlamakla kalmayarak, bu dönemde ya da ileriki senelerde hastalığa yakalanma, kilo alma ve sinir rahatsızlığı geçirme riskinin artmasına da neden oluyor. Bütün bu olumsuz etkilere karsı mücadele etmek senin elinde: Beslenmene dikkat et.

30’LU YAŞLAR

Yağları eritme yılları

20’li yaşlarında, gece yarılarına kadar içtikten sonra bir büfeye gidip atıştırdığın şeyleri yakabilmeni sağlayan metabolizman artık yavaşlamaya başlıyor. Tartının gösterdiği rakam artmasa bile, elbisenin etiketinde yazan beden, büyük ihtimalle artmaya başlamıştır. American Journal of Clinical Nutrition'a göre, kilolarını korumayı başaran kişilerde bile, yağsız vücut kütlelerinin yerini, yıllar geçtikçe bir yağ kütlesi almaya başlıyor. Vücudun çeşitli yerlerinin sarkmaya başlaması, karşılaştığın tek tehlike değil. 30’lu yaşlardan itibaren her 10 yılda bir, sistolik tansiyon da dört puan yükseliyor ve eklemler sorun çıkartmaya başlayabiliyor, iyi haberlerimiz de var: Eski kuşakların yaşlanmanın bir parçası olarak kabul ettiği rahatsızlıkların sırtını yere getirebilirsiniz. 

40’LI YAŞLAR

Hastalıklarla savaş yılları

Bugüne kadar, en olası ölüm sebebin sokakta yürürken kafana düŞen piyanoydu. Oysa artık kalp krizi ve kanser gibi ürkütücü kelimeler, kadınların karşılaştıkları önde gelen sağlık sorunları haline gelmeye başladı. 50'li yaslara yaklaştıkça, körlüğün en önemli nedeni olan makula dejenerasyonu gibi, ölümcül olmamasına rağmen ciddi sorunlar yaratan rahatsızlıklara yakalanma riski de artıyor. Üstelik 30'lu yaslarında kilo almamayı başarmış olsan bile, bel ölçünü kontrol altında tutmak, bu yaşlara gelindiğinde daha da zorlaşıyor. Çözüm: Vücudunun doğal düşmanlarına karsı önleyici bir savaş açmak. Silahların: Bir çatal ve bir bıçak.

Related Posts with Thumbnails
Dantel Modelleri Örgü Modelleri Hobi Dünyası
En güncel Kadın Giyim Moda sitesi.