psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2009 Pazartesi

Depresyonda mısınız? Test edin

Depresyonda mısınız? Test edinMevsim değişiklikleri kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor.


Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz mevsimlerin değişmesiyle birlikte ortaya çıkan duygusal değişiklikler hakkında bilgi verdi;
Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?
İlkbahar doğanın canlanmasını, kendimizi daha neşeli ve coşkulu hissetmemizi sağlar. Sonbahar ise güneşli güzel günlerin geride kaldığı ve kapalı, soğuk kış günlerinin gelmekte olduğunu hatırlatır. Havaların kötüleşmesi, günlerin kısalması, açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara girilecek olması bize keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir.
Bu nedenle sonbahar biraz da hüzün mevsimi olarak anılır. Sonbaharda azalan güneş ışınları mutluluk hormonu seroton'in salgılamasının azalmasına, beyin kimyasının değişmesine ve depresyona sebep oluyor. Aynı mevsimsel depresyon kışın da görülür. Ancak yaz mevsiminin hemen sonrasında olduğu için sonbahar depresyonuna kış depresyonundan daha sık rastlanır.

Belirtilere dikkat
Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz depresyon belirtilerine dikkat edilmesi konusunda uyardı; “Hastalık başladığı zaman kişide enerji ve ilgi azalır veya kaybolur, suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü, iştah kaybı, mutsuzluk görülür. Duygusal olarak çökerler, her şeye üzülürler, hatta yaşama istekleri kaybolabilir. Ağlama sıklaşır, sıkıntı ve huzursuzluk vardır, hiç bir şeyden zevk alamaz olurlar, aktiviteleri azalır, işleri aksar, uykuları bozulur, cinsel istek azalır, kendilerini yorgun hissederler.”
Kendinizi test edin;
En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşini yaşıyorsanız depresyonda olabilirsiniz;
1. Kendini üzgün ve boş hissetme,
2. İlginin azalması ve zevk alamama,
3. Nedensiz kilo alma veya kaybetme,
4. Uykusuzluk veya aşırı uyuma,
5. Yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk,
6. Sürekli, nedensiz yorgunluk, enerji kaybı,
7. Değersizlik ve suçluluk duygusu,
8. Düşünme, konsantre olma yetisinin azalması,
9. Ölüm ve intihar düşünceleri.

Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?
Depresif duygu durumu, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar.  Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.
Önlem almak mümkün mü?

Dr. Mehmet Yavuz, mevsim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan depresyona karşı önlem alınabileceğini belirtti; ‘Bazı mevsimlerde kişinin performansı belirgin olarak düşüyor ve depresyon belirtileri ortaya çıkıyorsa mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurmalı ve normal yaşamlarını düzenli tutmaya çalışmalıdırlar.”
• Ayrıca;
Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanın. Giderek kısalmaya başlayan günlerde mümkün olduğunca gün ışığına çıkın. Bulutlu günlerde bile sabah veya öğlen arasında 20-30 dakika dışarıda geçirmek çok faydalı olur.
• 
Spor yapın. Günde 30 dakikalık aktif, tempolu bir yürüyüş yeterli olabilir.
• Sağlıklı beslenin. İştahınız artsa da, karbonhidrat ve basit şekerlere fazla yüklenmemeye çalışın. Bol bol su için.
• Çok uyumayın. Zorla da olsa kendinizi sabah yataktan erken kalkmaya teşvik edin.
• Yeni hedefler belirleyin, yeni planlar her zaman bir itiş gücü sağlar.
• İşyerindeki isteksizliğini azaltmak için de sık ve kısa keyifli molalar verilmesi, kişinin sosyal yaşamını keyif alabileceği aktivitelere göre yeniden planlaması, depresif belirtilerin azalmasına yardımcı olacaktır.

Depresyonun tedavisi nasıldır?
Son derece açık belirtileri nedeniyle depresyon çok kolay teşhis edilir. Depresyonun tedavisinde ilaç ve psikoterapi yöntemleri kullanılabilir.

Ayrıca TMS (Transkranial Manyetik Stimulasyon), depresyon tedavisinde önemli bir tedavi unsuru olarak yerini almıştır. Manyetik Stimülasyon tedavisi ile beyine şok manyetik uyarılar göndererek, beyinin hastalanmadan önceki sağlam durumuna dönmesini amaçlıyoruz. TMS İlaçlara cevap vermeyen ya da tam düzelmeyen hastalar için de çare olmuştur. Literatürde ilaçlara dirençli birçok hastanın manyetik stimülasyonla düzeldiğine dair sayısız örnek var.

TM,  özellikle hamile ya da emzirme döneminde olan veya karaciğer, böbrek yetmezliği yaşayan, ilaç kullanması sakıncalı olan  hastalarda de tercih ettiğimiz bir yöntem.

Hastalığın şiddetine, kişinin yaşına, cinsiyetine, kilosuna göre var olan ilaçlar, ve diğer tedavi seçenekleriyle doğru bir kombinasyon oluşturarak çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. 


3 Ekim 2009 Cumartesi

Kötü alışkanlıklardan kurtulun

Kötü alışkanlıklardan kurtulunSize zarar veren alışkanlıklardan kurtulmak sandığınız kadar zor değil...



Tırnak yemek
Tırnak yemek çok sık rastlanan alışkanlıklardan biridir. Fakat tırnakların yenmesi ellerin çirkinleşmesine, tırnakların normal gelişiminin tamamlanmamasına ve tırnak düşmesi gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca tırnak içlerinde bulunan bakterileri yemek hiç de sağlıklı olmayan 
bir durumdur.


Ne yapabilirsiniz?
İki ya da üç haftada bir maniküre gitmek alınacak en 
kolay önlemlerden biridir. Çünkü güzel görünen tırnaklara kavuştuğunuzda onları bozmak ya da paranızın boşa gitmesine neden olmak istemez ve bu sebeplerle de tırnaklarınızı yemeye kıyamazsınız. Ayrıca tırnak yemenizi engellemek için üretilen ürünlerden de kullanabilirsiniz. Bu ürünlerin tadı çok kötü olduğu için tırnaklarınızı yemeye cesaret edemeyebilirsiniz. Eğer bunların hiçbiri işe yaramıyorsa o zaman tırnaklarınızı mümkün olduğu kadar kısa kestirmelisiniz böylece bakterilerin tırnak içlerine yerleşmesini de engellemiş olursunuz.

Tırnak yeme alışkanlığının altında yatan sebeplerden biri de bastırmak zorunda olduğunuz duygulardır. Özellikle sinir ve stres bu duyguların başında gelir. Tırnaklarınızı yememek için sizi sinirlendiren olayların çözülmesi için bir uzmana başvurabilirsiniz.



Yemek yeme
Artık gerçekle yüzleşmelisiniz; kendinizi üzgün, mutsuz ya da stres altında hissettiğinizde yemek yemek hiçbir şeye çare olmuyor. Aksine duygusal olarak çöktüğünüzde saldırdığınız şekerli, yağlı abur cuburlar sağlığınızı bozduğu gibi kilo almanıza da neden oluyor.


Ne yapabilirsiniz?
Bilinçsizce yemeğe saldırmak gibi kötü bir huyunuz varsa bu alışkanlığınızla başa çıkmak için bazı önlemler almalısınız. Örneğin kendinizi çok üzgün hissediyorsunuz ve buzdolabına doğru gitmeye başladınız, aklınızda ise dolabın içindeki pastayı yemek var. Böyle bir durumda buzdolabına doğru yürümeye başlamadan önce hemen bir arkadaşınızı arayın. Onunla sohbet etmek, yeme isteğinizin önüne geçecektir. Telefonu kapattığınızda belki de aklınızda pasta yerine arkadaşınızın size verdiği fikirler kalacaktır. Eğer bu tür bir önlem işe yaramazsa yemek yerine egzersizle stresi yenmeyi deneyebilirsiniz. Ayrıca bol bol 
su içmek de kendinizi tok hissetmenize ve yemek yeme isteğinizin azalmasına neden olur.


Sigara içmek
Sigaranın 
sağlık üzerinde birçok zararı vardır. Sigara içen kişilerin kalp krizi geçirme, akciğer, ağız, boğaz, mide kanserine yakalanma riski artar. Bu ölümcül hastalıkların yanında sigara aynı zamanda bütçenize de zarar verir.


Ne yapabilirsiniz?
Sigaradan vazgeçmek için nikotin ihtiyacını beyinde önleyici etkisi olan ilaçlardan ya da bantlardan kullanabilirsiniz. Sigaranın içilmesinin en önemli iki nedeninden biri alkol diğeri de sigara içen bir eştir. Aynı evin içinde yaşayan eşlerden biri sigara içiyorsa diğeri de içmeye başlar. Bu nedenle sigarayı bırakmaya eşinizle birlikte karar vermelisiniz. Böylesi çok daha kolay olacaktır.



Dedikodu
Kötü alışkanlıkların başında gelen dedikodu, arkadaşlarınızla ya da ailenizle aranızın bozulmasına neden olabilir. Başkalarının ne yaptığını merak edip, sürekli onlar hakkında konuşmak sizi sevilmeyen bir insan haline getirir. Kimse size sırlarını anlatmaz ve siz de kendinizi çok yalnız hissedersiniz.



Ne yapabilirsiniz?
Dedikoducu biri olarak bilinmek çok kötüdür. Başkalarının ne yaptığıyla ilgilenmektense kendinizle ilgilenebilirsiniz. Örneğin yeni bir hobi edinebilir tüm dikkatinizi başka yönlere çevirebilirsiniz. Dedikodusunu yaptığınız kişilerle empati kurabilir ve aynı şeyin sizin de başınıza gelebileceğini düşünebilirsiniz.



Gece atıştırmaları
Gece acıktığınızda açlığınızı bastırmak için bir şeyler yemek istemeniz kötü bir şey değildir. Fakat gece yarısı meyve yemek yerine kocaman bir pizza dilimini yiyorsanız o zaman kötü bir alışkanlığınız var demektir.



Ne yapabilirsiniz?
Aslında gece yapılan atıştırmaların nedeni açlık duygusu değil, sıkıntıdır. Özellikle de kış gecelerinde televizyonun karşısında geçirilen zaman artar ve geç vakitlere kadar bir şeyler yenir. Bu da uykunun kaçmasına ya da sindirim sistemi bozukluklarına neden olur. Bu durumla başa çıkmak için 
televizyon izlerken bir şeylerle uğraşabilirsiniz. Örneğin örgü örebilir ya da çamaşırları katlayabilirsiniz. Böylece aklınıza yemek yemek gelmez.

10 Eylül 2009 Perşembe

Sonbahar depresyonunun 3 belirtisi



Sizde de bu şikayetler var mı? 

Yaz mevsimi insanların rutin işlerinin azaldığı, doğanın tazelendiği, tatillerin yapıldığı bir mevsim. Bu arada gündüzler uzamış ve insanların iş sonrası kendilerine ayırabildikleri zaman da artmış oluyor. Deniz kenarları ve parklar vaktini değerlendirmek isteyenler için bekliyor. Yazın yaşanan tüm bu canlanmaya karşın sonbahar ve kış döneminde tersine bir dönem yaşanıyor. Gündüzler kısalmaya, havalar değişmeye, doğa hüzne bulanmaya başlıyor. Bu değişimden insanlar da nasibini alıyor. Bu da sonbahar depresyonuna neden oluyor.

Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sonbahar depresyonu hakkında merak edilenleri yanıtladı:

Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?

İlkbahar doğanın canlanmasına, sonbahar ise canlılığını azaltmasına karşılık gelir. Bu nedenle sonbahar hüznü çağrıştırır. Havaların kötüleşmesi açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara gidilecek olması keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir. Güneşli güzel günlerin artık gerilerde kaldığı, çetin kış koşullarının tekrar gelmek üzere olduğunu hatırlatır. Bu nedenle sonbahar hüzün mevsimi olarak anılır.

Güneşi az görmek, iş sorumluluklarının artması, okulların başlaması, havaların serinlemesi insanlarda birtakım ruhsal değişimlere neden olur.

Ferahim Yeşilyurt sonbahar depresyonunun en sık rastlanan belirtilerinin hüzün, yorgunluk ve enerji azlığı olduğunu belirtirken, diğer belirtileri şöyle sıraladı:

• Sabah uyanmakta güçlük çekme
• Yataktan kalkmak istememe
• Karamsarlık
• Cinsel enerjide azalma
• Çabuk sinirlenme

Depresif ruh halinden çıkmak için neler yapılmalıdır?

İyi bir tatil sonrasında yeterince dinlendiğimizi düşünmek lazım.“Bu kadar tatilden sonra yeniden yeni sorumluluklar alabilirim.” diye düşünmek lazım. Yeni planlar hazırlamakta fayda var. Yeni planlar hem bizi bir şeyler yapmak için zorlar hem de hareketlendirir. Uyku ve beslenme alışkanlıklarımızı yeniden tatil öncesine göre düzenlemek gerekir. Yeni amaçlar, hedefler oluşturmak gerekir. Yazın bazı güzellikleri olsa da sonbahar ve kış mevsiminin de benzer güzellikleri olduğu hatırlanmalı. Yazın çoğunlukla sinema ve tiyatroya gitmek istenmezken, bu dönemlerde bu faaliyetlerle ilgilenilebilir.

Gün ışığının azalması depresyonu artırıyor mu?

Güneş ışınlarının daha az olduğu kış aylarında depresif duyguların daha fazla arttığı bilinir. Hatta depresyonda “ışık tedavisi” adında bir yöntem bile vardır. Özellikle İskandinav ülkeleri gibi kış aylarının çok yoğun geçtiği bölgelerde bu tedaviden yararlanılır. 

Enerjimizi artırmak amacıyla neler önerirsiniz?

• Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürüyüş bile yeterli.
• Sağlıklı beslenmeye özen gösterin.
• Düzenli uyuyun. Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın.
• Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın.
• Arkadaşlarınıza vakit ayırın.
• İşyerinde kısa molalar verin.
• Keyif aldığınız aktiviteleri planlamaya çalışın.

Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?

Depresif duygu durumu, çökkünlük, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar. Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.

Yiyeceklerin de ruh halimiz üzerinde etkisi var mı?

Beyaz şekerden uzak durmak gerekir. Kan şekerini hızla yükseltip düşürdükleri için halsizlik, yorgunluk hislerine neden olabilirler ya da artırabilirler. Bunun yerine şekeri doğal meyvelerden kullanmak daha iyidir. Tatlı, çikolata ve pastaların fazla tüketimi fayda sağlamaz. Diğer taraftan vitamin eksikliğine bağlı olarak da yorgunluk halsizlik hissedilebilir. Bunu gidermek için doğal ya da medikal vitaminler kullanılabilir.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Diş sıkmaya botoks ile veda edin

Önceleri kırışıklıkları gidermek için kullandığımız botoksu zamanla terleme sorunu için koltuk altına, ellere ve ayaklara yapılan botoks izledi. Şimdilerdeyse diş sıkmaya karşı botoks tedavisi uygulanıyor.

Daha çok yoğun iş temposu ve stresli yaşam süren insanlarda sıklıkla görülen, günümüzün artık en çok rastlanılan rahatsızlıklarından sayılan "bruksizm" özellikle çalışan kesimin en büyük sıkıntısı haline geldi. Estetik diş hekimi olarak uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren Diş Hekimi Dr. Metin Şanap ile Nişantaşı'ndaki muayenehanesinde bu konuyu görüştük.

Diş Dekimi Dr. Metin Şanap son yıllarda sıkça görülen bruksizm hastalığının belirtilerini şöyle açıklıyor: "Genellikle sabah kalkıldığında çene kaslarında bir ağrı hissedilir. İşte bu ağrı genelde bruksizmin işaretidir. Uyku sırasında dişlerimizi sıkarken kullanmış olduğumuz sıkma kuvveti, normal günlük yaşantımızda uyguladığımız kuvvetin çok üstündedir. Eğer bu rahatsızlık tedavi edilmezse zamanla dişlerin çiğneyici yüzeylerinde erozyonlar, yani aşınmalar meydana getirebilir. Bu da ilk başlarda aşınan mine tabakasından dolayı hassasiyetler oluşturuyor. Bu rahatsızlık dikkate alınmayıp devam ederse esas o zaman daha vahim problemler karşımıza çıkabilir.

Diş sıkmasından dolayı oluşan travmatik kuvvetler nedeniyle dişleri saran çene kemiğinde yatay kemik erimeleri oluşur. Buna bağlı olarak zaman içerisinde dişlerimizde herhangi bir sıkıntımız olmasa da bu kemik yıkımlarından dolayı dişler sallanmaya ve gereksiz yere diş eti rahatsızlıkları oluşmaya ve tertemiz dişleri kaybetmeye başlarız. Bunlara ek olarak çene kemiklerinde ya da dişte sebepsiz yere bir çürük ya da bir iltihaplanma varmışcasına ağrılar hissedebiliriz. Bunları engellemek için mutlaka tedavimizi yaptırmalıyız."

Dr. Metin Şanap bu hastalığın, diş hekimi tarafından hazırlanacak olan gece plaklarının kullanılmasıyla tedavi edilebileceği belirtiyor. Plaka sisteminin yanı sıra halk arasında çok fazla bilinmeyen bir diğer tedavi şeklini ise şöyle açıklıyor: "Çenemizi kapatan kaslardaki stresi ve oluşan aşırı çiğneme kuvvetini botoks uygulayarak ortadan kaldırabiliriz. Botoksun zaten ilk uygulama amacı dünyada kaslar üzerin oluşan stresi kaldırarak spazmları yok etmekti, fakat bu tedavi yöntemi günümüzde daha çok estetik müdahale olarak yaygınlaştı."

Botoks ile tedavi yönteminde her şey dozajında uygulandığında herhangi bir sorun yaşatmayacağını belirten Şanap, tedavinin 6 ile 9 ay arasında tekrarlanması gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Related Posts with Thumbnails
Dantel Modelleri Örgü Modelleri Hobi Dünyası
En güncel Kadın Giyim Moda sitesi.