24 Temmuz 2010 Cumartesi

BESLENME DÜZENİ MARANKİ’DEN


Beslenme düzenimiz konusunda bilmemiz gerekenleri Sayın Dr.Ahmet Maranki’den bilgi alarak öğrenelim. Biliyoruz ki artık sağlıklı beslenen insanlar neredeyse 10 yaş kadar bile genç gösterebiliyorlar. Sağlıklı beslenmek bu kadar önemli. Kimilerimiz bu değerin farkındalar ve gerekli önemi değeri veriyorlar ama kimilerimiz de vermiyorlar. Hanımlar çok güzel daha çok özen gösteriyorlar ve önemsiyorlar bu sağlıklı beslenme sağlıklı düzenli yeterli dengeli beslenme konularında daha ilgililer. Zayıflama ya da kilo verme kilo alma gibi durumlardan olsun sanırım daha yakından takipteler. Bir de bunların üstüne güzellik olarak gençlik olarak dirilik dinçlik olarak da beslenmenin ne kadar öneminin olduğunun farkındalar.

Güzelliğin buna bağlı olduğunu biliyorlar. Erkekler daha çok eşlerinden duydukları ya da onların yönlendirmeleri doğrultusunda bunları yapabiliyorlar uygulayabiliyorlar.

Çoğunun iş durumları iş toplantıları gibi nedenlerden dolayı beslenmesinde belli bir düzen oluşmuyor. Ama kadınlar yine de ellerinden geldiklerince eşlerine bu konuda destekler.

Sabahları kahvaltısız evden yollamamak gerek ve akşamları da kesinlikle beraber akşam yemeği yenmelidir. Beklenmelidir. Sağlık olunca iş beslenmenin önemi olunca her şey durmalıdır. İş de durmalıdır başka şeylerde durmalıdır. Sağlık bizim başına bir kere bir şey geldiğinde belki yolundan geri dönülemez bir kırılan cam gibidir. Ona gözümüz gibi bakmalıyız.

Doktor Maranki de bu konuda nelere dikkat etmemizi düzenli beslenmenin nasıl olması gerektiğini söylemiş; çok güzel bilgiler.

- Akdeniz tarzında sağlık var. Akdeniz yeşilliklerinde sağlık var. Salatalarımıza mutlaka Akdeniz yeşilliklerinden koymalıyız. Ve soslarımız salata sosu ağır soslardan değil de az yağ az tuz ve limondan oluşmalıdır. Tercihe göre sirke de kullanılabilir.

- Günlük 5-6 porsiyon olarak meyve ve sebze tüketilmelidir.

- Ekmek ve makarnanın esmer olanları tercih edilmelidir.

- Yemeklerde bitkisel yağlar kullanılmalıdır.

- Lahana yenmelidir. Lahanagillerden örnekler mesela; karnabahar, brokoli, Brüksel lahanası, turç tercih edebilirsiniz.
- Günde bir diş sarımsak tüketilmelidir. Kansere karşı birebirdir. Ve kalp hastalıklarının da düşmanıdır.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Vücudu Şekillendirmenin Yolları


Tatile çıkmaya hazırlık yapıyorsunuz ve çok kısa bir süreniz var. Vücudunuzu şekillendirmenize yardımcı olacak öneriler burada!

Tatile çıkmaya hazırlanıyorsunuz ve çok kısa bir süreniz var. Vücudunuzu şekillendirmenize yardımcı olacak öneriler burada!

Karın Şişkinliğinizi Giderin

Karın şişkinliğinizi gidermek için limonlu su için. C vitamini bakımından zengin idrar söktürücü bu doğal içecek detoks ve dezenfektan olarak da bilinir. Vücudunuzdaki fazla suyu atmanıza yardımcı olur. Acıkmanızı önler.

Limonlu su içmeyi sevmiyorsanız sadece limon suyunu içebilir, yeşil çaya ekleyebilirsiniz. Bu metabolizmanızın iki kat daha fazla çalışmasını sağlar.

Bunu deneyin: Su şişenize limonlu koyun ve gün sonuna kadar ara ara bunu için.

Son 5 Lokmanızı Yemeyin

Kilo vermek için kendinizi yememeye mahkum etmeyin. Öğle ve akşam yemeklerinde son 5 lokmanızı yemeyin. Bu günde 500 kalori daha az almanızı ve haftada 450 gr zayıflamanızı sağlar. Eğer yaktığınızdan daha az kalori alırsanız zayıflarsınız ve katı diyetler uygulamak zorunda olmazsınız. 5 lokma az yeme kuralı biraz zor görünebilir ancak uzun vadede mutlaka zayıflayacağınızı aklınızdan çıkarmayın.

Bunu deneyin: Eğer yiyecekleri israf etmekten hoşlanmıyorsanız daha küçük tabakta yemek alın.

Her Gün Bir Omlet Yiyin

Uluslararası Obezite Kuruluşu'nun 2008'de yaptığı bir araştırmaya göre, sabah yumurta yiyenlerin yüzde 65'i aynı oranda kalori alanlara oranla daha fazla zayıflamış.

Protein deposu yumurta ile yağsız peynir, ıspanak ve domates gibi yiyecekler tüketilirse daha tok hissetmenizi sağlar.

Bunu deneyin: Zamanınız yok mu? Omleti 3 dakikada mikrodalga fırında yapabilirsin. Akşamdan mikrodalga kabınız içine kıracağınız yumurtanız sabah 1 dakika içinde hazır olacaktır.

Her Gün Yürüyün

Vücudumuz yürümemiz için tasarlanmıştır ama modern taşıma araçları bacaklarımızı çok fazla kullanmamamıza neden oluyor. Tv ve bilgisayar karşısında uzun süre zaman geçirmemiz hergün harcamamız gereken kaloriyi yakmamızı engelliyor.

Hastalıkları Kontrol Merkezi tavsiyesine göre haftada 150 dakikalık tempolu yürüyüş gibi aerobik hareketleri formumuzu korumamamıza yardımcı oluyor.Günde sadece 21 dakikalık yürüyüş ile zayıflayabilir, kalp ve diyabet hastalığı risklerinden korunabiliriz. Yürürken her 10 dakikada bir ara verebilir, yürüyüş programınızı haftada 3 güne indirebilirsiniz. Ancak haftada 5 kez yürümek aralıklı yürümekten daha etkili olabilir.

Bunu deneyin: Ofite ufak tefek işlerinizi yaparken hareket etme fırsatlarını kaçırmayın. Alışveriş listenizi oluşturmadan önce marketi dolaşın. Akşam yemeğinden sonra komşularınızla yürüyüşe çıkın.

Çocuk Gibi Oyun Oynayın

Egzersiz yapmak vücudunuzu şekillendirmenin tek yolu değilidir. Kumdan kaleler yapın, frizbi oynayın, bisiklete binin ve voleybol oyunayın. Çocuklar küçük enerji makineleridir, hareket ederek kalorileri yakın.

Doğa sporları da vücudunuzu şekillendirir, yani "Yürüyün, dalın ya da sörf yapın". Güneş ısısı doğal zayıflatma aracıdır.

Bunu deneyin: Doğa sporlarını sadece yazın değil he zaman yapın. Hoşlandığınız bir spor takımına katılın ya da jimnastik sınıfına kayıt olun.

Kendinizi Disipline Edin!

Gerçekten daha zayıf görünmek istiyor musunuz? O halde bu karın düzleştirme egzersizlerini deneyin. Dik durun veya oturun, sanki birisi karnınıza vurmuş gibi karnınızı içinize çekin. Bu şekilde 30 saniye bekleyin ve bırakın. Bu hareket sadece karın kaslarınızı güçlendirmeyecek aynı zamanda doğru durmanızı sağlayacak.

İyi duruş düz karına sahip olmanızı da sağlar. Gevşek oturmak karnımızın öne çıkmasına neden olur. Doğru duruş için kulaklarınızın omuz hizasında olmasına, omuzlarınızın dik durmasına özen gösterin. Yani başınızla kitap varmış gibi yürümeye çalışın. Gerekirse bu egzersizi mutlaka yapın. İlk zamanlarda karnınız hemen dümdüz olmayacak ancak içinize çekme egzersizlerinizi yapmaya devam edin.

Bunu deneyin: Ofiste, kumsalda, arabada mutlaka bu egzersizi deneyin. Mutlaka faydasını göreceksiniz.

Probiyotikleri Deneyin

Yoğurtta doğal olarak bulunan probiyotiklerin sindirim sisteminizin çalışmasına yardımcı olarak zayıflamayı sağladığı biliniyor. Probiyotikler doğal bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlıyor. Bu yararlı bakteri ek olarak süt gibi gıdalarla destek olarak da alınabiliyor.

Bunu deneyin: Probiyotik içeren yoğurt yiyin, süte karıştırarak tüketin ya da düzenli olarak meyveli yoğurt yapın.

Kaynak:ivillage.mynet.com

Sadece şaka yapıyordum

Dürüstlük ilişkilerde oldukça önemlidir ama hiçbir erkek kolayca romantik olamaz.

Erkeklerin yalanlari Çıktığınız erkek doğrumu söylüyor yoksa yalancının biri mi? Dürüstlük ilişkilerde oldukça önemlidir ama hiçbir erkek kolayca romantik olamaz. İşte her erkeğin söylediği 7 yalan..

1. "En iyi arkadaşların taş gibi!"
Kadınlar sevgilisinin kız arkadaşlarını hiçbir zaman beğenmemesini ister. Bu nedenle kız arkadaşını nasıl bulduğunu sorduğunda duymak isteyeceği en son şey, "kız arkadaşın çok güzel, taş bebek gibidir". O yüzden erkekler bu soruya her zaman "korkunç, sen daha güzelsin" diye cevap verir.

2. "Üzgünüm"
Bir erkek özür diliyor ve üzgün olduğunu söylüyorsa aslında neden bunu yaptığına dair hiçbir fikri yoktur. Bir erkek kadınlardan defalarca özür dileyebilir ancak aslında yanlış yaptığını düşünür ve karşısındakinden özür beler. Erkek arkadaşınız gelecek sefere sizden özür dilediğinde 'neden' özür dilediğini ve üzgün olduğunu sorun.

3. "Ali'nin dertleşmeye ihtiyacı var"
Uzun zamandır tanıdığı birinin konuşmaya ihtiyacı olduğu için onunla buluşması gerektiğini söyleyen erkek yalancıdır. Erkekler kadınlar gibi değildir, bir sorun üzerinde uzun uzadıya konuşmazlar. Sadece birşeyler içip maç izlerler. Nadiren de olsa sorunları üzerinde konuşan erkeklerin bu sohbeti 4 dakikadan fazla sürmez ve "Bunu kafana takma. Birşeyler içip maç izleyelim" cümlesi ile noktalanır.

4. "Tünele giriyorum, seni duyamayabilirim."
Evet bunu sevgilinizi arayıp hoşuna gitmeyen şeyler söylediğinizde duyduğunuz cümledir. Her zaman da işe yarar. Bir erkek bunu söylerken arabada değil evinde olabilir. Bu sizinle sohbet etmekten sıkıldığı anlamına gelmez. Birkaç güzel espri, güzel söz duymak isterler elbette, sadece işler karışmaya başladığında başvurdukları bir yoldur.

5. "Kedini ya da köpeğini sevdim"
Erkek arkadaşınızı eve çağırdığınız ve daha önce bahsetmeiğiniz kediniz ya da köpeğiniz sizi karşıladı.Sürekli ona kedinizden ve sıcak aile saadetinizden bahsettiniz. Erkek bu aşamadana "bana ne bunlardan" diye düşünürken siz, "onu sevip sevmediğini sorarsınız".. Ve cevap.. Yalan.. Sadece sizinle vakit geçirmek istiyor, evcil hayvanınızla değil.

6. "Seninle harika oluyor ancak ufak bir ara verebilir miyim?"
Yatakta en ateşli anda bir erkek bunu söyleyip yataktan kalkıp banyoya gidiyorsa ya da kendini tam anlamıyla veremiyorsa bir sorun vardır. Aslında bu erkeğin seksi bitirmek zorunda olduğunu gösterir. Lütfen gerçeği söylemesi için zorlamayın.

7. "sadece şaka yapıyordum."
Çoğu erkek aile, arkadaşınız ya da sizin hakkınızda bazı şeyleri ufak ufak söyler, hoşunuza gitmediğini görünce 'sadece şaka yapıyordum' der. Örneğin erkek arkadaşınız eğer sizinle çıkmasaydı kız kardeşinizle çıkabileceği şakası yapıyorsa, sonrasında size sarılıp "şakaydı" diyorsa dikkat edin.

Kaynak:ivillage.mynet.com

İlişkinizi Nasıl Kurtarırsınız?

ayrılık resimleriKonu ilişkiler olduğunda taviz verilmeyecek konular ortaya çıkabiliyor. Bazen ilişkiler başka boyutlara taşınabiliyor.

Bir sabah uyanınca aşkınızın bittiği hissine kapılabilirsiniz. İlişkinizde biraz gürültü oluştuktan sonra belkide ilişkiniz süratli ve anlaşılmaz konuşmalara dönüşebilir ya da belki ilk kavganızı etmişsinizdir. Kaygılanmaya başlarsınız: Bu geçici bir durum değil mi? Bu o mu? Bu ben miyim? Bu bizim ilişkimiz mi?

Dürüst bir bakış açısına hazırsanız, bu cevapları bulmanız için size birkaç önerimiz var.

Kendi hata ve eksiklerinizi listelemek eğlenceli olmasa da ilişkinizin desteğe ihtiyacı olduğu durumlarda kendinize bir ayna tutmak yararlı olabilir. Kendinize bu soruları sorun;

'Sürekli onu mu suçluyorum?
Davranışlarımı incelerken dürüst müyüm?
Onun hakkında çok fazla negatif düşüncelere mi sahibim?
Partnerimin düşünce ve görüşlerine saygılımıyım?
Yoksa olayların hep benim istediğim gibi olması için ısrar mı ediyorum?'

Eğer bu sorulara dürüstçe verdiğiniz cevap 'Evet' ise ilişkiniz yıpranıyor demektir.

İlişkinize bir bakın. Bu size yalan söyleyen, aldatan ya da bencil davranan dördüncü erkek arkadaşınız mı? Eğer öyleyse bu sorunun sizde olduğunu gösterir. Kendinize çeki düzen vermenizin ve davranışlarınızın sorumluluğunu almanızın tam zamanı.

Tabiki sorun her zaman sizde değildir. Sürekli kendinizi suçlama eğilimindeyseniz şunu bilinki onun yapması gereken şeyleri bile reddetmeniz ilişkinizin düzgün bir şekilde ilerlemesine neden olmaz. Kendinizi ona karşı ezdirirsiniz ve bu da hiç güzel bir durum değildir.

İlk olarak partnerinizden gelen her türlü aşağılayıcı söylemlere tepki gösterin. 'Yemeklerin berbat'. 'Bu fikrin aptalca'. Bu tekrarlar dengenizi bozar ve ilişkinizin aşınmasına neden olur.

Ayrıca, ilişkinizin sizi fiziksel olarak nasıl etkilediğine bakın. Çünkü bu aranızdaki anlaşmazlıklarınızın bir işareti olabilir.

Kan basıncınız artmaya başlıyorsa, uyumakta zorlanıyorsanız ya da iştahınızda dramatik değişiklikler varsa karşınızdaki sizi zorluyor demektir.
Aranızdaki iletişimin kalitesini kontrol edin;
'Aranızdaki samimiyet doğru mu ya da sadece yaşam alanını ve yemeğinizi mi paylaşıyorsunuz?
Duygusal düşüncelerinize bakın. Partneriniz hayatı hakkında sizinle konuşuyor mu?
Korkuları? Hayalleri?
Kendinizi hayatınızı ona anlatmak için hazır hissediyor musunuz?
Ya da siz sadece arada seks yapan ev arkadaşları mısınız? İhtiyacınız olan yakınlığı size göstermiyor mu?

Eğer öyleyse, onunla açık sözlü konuşmanızın zamanı gelmiş demektir. Ayrıca onun davranışlarındaki değişiklikleri ve devam edip edemeyeceğinizi de değerlendirin.

Çiftlerin ilişkileri üzerinde hem bireysel olarak hem de birlikte çalışmaları gerekir. İki tarafta tatmin olmuş gözükmüyorsa ve partneri tarafından anlaşılamıyorsa, her ikinizde duygularınızın ciddiye alınmadığını düşünürsünüz.

İhtiyacınız olan tek şey aşktır. Büyüyen, sağlıklı ve tatmin edici ilişkilerden bahsetmiyoruz.

İlk aşama güven, paylaşılan değerler ve çekiciliğe bakmaktır. Bunlar ilişkilerdeki samimiyeti gösterir. Eğer bunlar yerinde yoksa büyük değişimler yapmanın ya da yolları ayırmanın zamanıdır.

İlişkinin bittiğinin bir göstergeside bir taraf değişiyorken diğer tarafın bunu kabul etmemesidir. Yeni bir tutku bulmuşsanız ve partneriniz bu değişikliğin olmasını istemiyorsa ilişkiniz kötü yönde gidiyor demektir. İlişkiler büyümeli ve gelişmelidirler aksi halde boş olurlar.

Problemi siz başlatmamış olsanız bile onu çözmeye çalışmak ve çözmek iyi bir teşviktir. Araştırmalara göre tatmin edici ve güven dolu ilişkiler, uzun süreli, sağlıklı ve ekonomik açıdan daha güvenli oluyorlar. Doğru iletişim hayatının en büyük mutluluklarından biridir. Buraya ulaşmak ve ulaşılmak için izlenilen yol çok da kolay değildir. Kendiniz hakkında dürüst olun. Onun hakkında da dürüst olun. İşler ters gittiğinde de destek almaktan çekinmeyin. İlişkinize saygı göstermeniz gereklidir. İlişkiyi devam ettirmenin ya da bitirmenin tek yolu budur.

Kaynak:ivillage.mynet.com

Saç dökülmesi ile ilgili 7 yanlış


Saç dökülmesi'nde mevsimsel, genetik ya da duruma bağlı olarak gerçekleşebilir.

Saç dökülmesi hakkında doğru bilinen yanlışların en yaygınları ise şu şekil.


1) MİT: Erkek tipi kellik ailenin anne tarafından gelir.

GERÇEK: Erkek tipi kellik geni, annenin de baba nın da gen havuzundan gelebilir; bu yüzden kellik ailenin her iki tarafından da miras alınabilir.


2) MİT: Günde ortalama yüz saçın dökülmesinde endişelenecek bir durum yoktur, çünkü bu normaldir.

GERÇEK: Erkek tipi kelliğiniz yoksa bu doğrudur; çünkü dökülen saçların yerine, kısa süre sonra derinin altındaki saç foliküllerinden çıkan yeni saçlar gelecektir. Bununla birlikte, eğer erkek tipi kelliğiniz varsa, günde "normal" yüz tel saçı kay betmek bile sorun olabilir. Çünkü saç folikülleri ölmektedir ve yeni ürettikleri saçlar gittikçe daha incelecek ve sonuçta foliküller sadece şeftali tüyü ne benzer saçlar yapabilir hale geleceklerdir. En son olarak, foliküller tamamen ölecek ve hiç saç üretemeyeceklerdir.


3) MİT: Saç foliküllerinin sayısı, ilaçlar, doğal ya da kimyasal tedaviler, masaj, diyet ya da başka yollarla arttırılabilir.

GERÇEK: Hayır. Saç foliküllerinizin sayısı ve çapı tamamen kontrolünüz dışındadır ve kalıtsaldır. Ya­pacağınız hiçbir şey saç foliküllerinizin sayısını değiştirmez. Fakat bu kitapta anlatılan önleme ve tedavi yöntemleriyle folikülleri öldüren DHT'nin etkilerine karşı mücadele edebilirsiniz.


4) MİT: Saçın kesilmesi onun daha çabuk ve gür uzamasını sağlar.

GERÇEK: Hayır. Saç ayda yaklaşık bir buçuk san timlik ortalama bir hızla uzar. Saç telinin dibi ucuna göre biraz daha kalın olduğundan, saç oldukça kısa kesildiğinde, yaklaşık bir hafta boyunca sanki daha gürmüş gibi görünür. Fakat saçları kesmenin telin kalınlığı ya da foliküllerden uzayacak saç sayısı üzerinde hiçbir etkisi yoktur.


5) MİT: Kesmediğim sürece saçlarım uzamaya devam eder.

GERÇEK: Hayır. Uzunluk saçınızın doğal döngü süne bağlıdır ve bu yalnızca size özgüdür. Saçın uzama dönemi ne kadar uzunsa, saç o kadar uzun olacaktır. Eğer uzama döneminiz doğuştan uzunsa, saçlarınızı rahatça belinizin altına kadar uzata bilirsiniz. Eğer doğuştan gelen uzama döneminiz kısa ise, saçınız belinize erişmeden dökülecek ve belli bir uzunlukta kalacaktır. Size özel uzama döneminin süresi kalıtıma bağlıdır ve beslenmeden etkilenir.


6) MİT: Şapka takmak saç kaybına neden olur.

GERÇEK: Sürekli olarak, kan dolaşımını kesecek kadar sıkı bir şapka giymiyorsanız, şapka saç kaybına neden olmaz. Bununla birlikte gözenekleri tıkayabilecek ter, kir ve cilt partıkülleri saça zarar verebilir.


7) MİT: Saç kurutma makinesi saç kaybına neden ola bilir.

GERÇEK: Hayır. Fakat sonradan dökülecek şekilde saçı kurutabilir, yakabilir ve zarar verebilir. Dökü len saçın yerini, uzama dönemi esnasında folikülden çıkacak yeni saç alır.

Kaynak:Ekolay.net

17 Haziran 2010 Perşembe

John Galliano'dan "Babalara" Gözlük!



Türkiye’de yeni satışa sunulan John Galliano babalar gününe özel güneş gözlükleri ile tüm babaların kalbini çalmayı hedefliyor.

Yarım çerçeve modelleri bu yıl kendini yeniden gösteriyor. Gözlük camlarının üst kısımlarında metal keskin hatlı çerçeveler öne çıkarken, cam kesimleri ile kullanım rahatlığını öne çıkarıyor. Yılın gözlük modasında moda renkler kahverenginin ve altın renginin birlikteliği..
Klasik büyük camlar bu defa ince metal çerçevelerde kullanıldı. Hafifliği ile öne çıkan John Galliano erkek gözlükleri rahatlığına düşkün babalara öneriyoruz

Dsguared2 2010 Yaz gözlük modelleri..



Dsguared2 2010 Yaz gözlük modelleri..
Dsguared2 2010 Yaz koleksiyonunda çapraz, kare ve polis formlarını karıştırarak farklı çerçeveler tasarlamış.

Tom Ford'un 2010 Yazına ait gözlük modellerine baktınızmı?





Babalar günü hediyesi olarak babanıza ne hediye edeceğinize karar vermediyseniz Tom Ford'un 2010 Yazına ait gözlük modellerine bakabilirsiniz.
Tom Ford'un 2010 yaz koleksiyonu arasında en çok öne çıkan erkek modelleri arasında kemik ve metalin bir arada kullanıldığı çerçeveler var. Motor kullanan, araba yarışlarını takip eden, ruhu genç kalmış babalara pilot modeli çerçeveleri tercih edebilir

16 Haziran 2010 Çarşamba

Gaz sorunundan nasıl kurtulunur?

Gaz sorunundan nasıl kurtulunur?İşte kadınların gaz sorunundan nasıl kurtulacağını anlatan haber.

Dr. Murat Kınıkoğlu, kadınların gaz sorunundan nasıl kurtulacağını anlatıyor.

Bayan hastalarımdan aşağıdakine benzer şikâyetler çok sık duyarım. "Doktor bey inanmayacaksınız, ağzıma bir lokma atıyorum, hemen şişiyorum." "Bir yemek yiyorum, anında bir beden büyüyorum." "Nişan törenim zehir oldu, bütün gün balon gibi dolaştım durdum." Büyük ölçüde bağırsaklarımızdaki bakterilerin ürünü olan gaz, makul miktarda olmak şartıyla normaldir. (Cumhurbaşkanları da İngiltere kraliçesi de aynı bizim gibi alttan üsten gaz çıkarır.) Gazdan şikâyet eden bayanlar kendilerine iftira atılmış gibi sinirlenirler. Bu kadar kızmakta pek haksız sayılmazlar. Bir saatte birkaç beden büyüyecek kadar gazlı olmak gerçekten rahatsız edici bir durumdur...

Ne kadar gaz normaldir?

Nasıl ölçersiniz bilmem, konuyla ilgili bilim adamları günde yarım litre gaz çıkarmanın normal olduğunu söylüyorlar. Bazı uzmanlar şöyle diyor "Günde on beş kereden az pırt yapmak normal, fazlası anormaldir." Hadi bakalım, sağlık takıntısı olanlara yeni bir iş daha çıkardık. Eline kalem kâğıt alıp çetele tutanlar; "Alo... Doktor bey dün on yedi kere pırt yaptım. Barsak kanseri olabilir miyim?" diye soranlar olursa şaşmam.

Gazdan kurtulmak için ne yapalım?

1- En başta gaz yutmamaya çalışın
Midemizdeki gazın hepsi barsaklarımızdaki bakterilerden gelmez. Devamlı yutkunanlarda, tik şeklinde geğirenlerde, dişi olmadığı için yemekleri iyi çiğneyemeyenlerde mideye gaz kaçabilir.
3-Yemeğinizi yavaş ve iyice çineyerek yiyin.
3-Sakız çiğnemeyin, gaz yutmanıza neden olabilir.
4-Sigarayı bırakın. Sigara içinlerde gaz şikâyeti daha çok olur.
5-Gazınızın sebebi içtiğiniz süt olabilir mi dikkat edin. Gaz deyince hepimizin aklına kuru fasülye gelir ama süt daha çok gaz yapar. Özellikle yaş ilerledikçe insanların sütün içindeki laktozu (süt şekeri) absorbe etme yeteneği azalır ve daha önce tolere ettiğimiz süt ürünleri gaz yapmaya başlar. On gün süreyle süt ve sütlü ürünleri keserek deneme yapabilirsiniz.
6-Gaz yapan yiyecekleri azaltın ve iyi pişirin. Fasülye nohut gibi gaz yapan baklagillerin pişirme süresinin uzatılmasının gaz yapıcı etkiyi azalttığı gösterilmiştir. Özellikle brokoli, brüksel lahanası ve karnıbahara dikkat edin.
7-Bira, soda ve kola gibi gazlı şekerli içeceklerden uzak durun. Diyet kola ve diyet ürünlerin daha çok gaz yaptığını unutmayın.
8-Huzursuz Barsak Sendromu (sinirsel bağırsak spazmı) olan hastalar gazdan çok şikâyet eder. Teşhis konulduktan sonra diyet veya ilaç tedavisi uygulanabilir.
9-Stresden uzak durun. Stres arttıkça bağırsak hareketlerinin azalmasına bağlı olarak gaz şikâyeti ortaya çıkar.
10.Kabız kalmamaya çalışın. Kabızlık karındaki şişliğin artmasına neden olur.
11.Gazınızın nedeni yediğiniz buğday ürünleri olabilir. (Gluten intoleransı). On gün süreyle, ekmek başta olmak üzere her türlü buğday, arpa, çavdar ürünlerini keserek deneme yapın.
12.Tuzu kısıtlayın. Tuz vücuttu su tutulmasına neden olarak şişkinliğinizi artırabilir.Hazır yiyeceklerin içinde tuz olduğunu unutmayın.
13.Yağlı yiyeceklerden uzak durun. Yağ, yiyeceklerin hazım süresini uzatarak gaza neden olur. Zeytinyağı dâhil olmak üzere tüm yağları minimuma indirin, sebze, meyveye yönelin, posalı yiyecekleri tercih edin.
14.Stres çok önemli bir gaz nedenidir. Titiz, perfeksiyonist bir yapısı olan insanlar yukarıda söylediğim şeylere dikkat etmelerine rağmen gazdan kurtulamazlar.
15.Düzenli spor yapın, özellikle yürüyüş ve koşma gazı kolay atmanızı sağlar. Düzenli spor yapanlarda gaz kesinlikle azalır.


Dr. Murat Kınıkoğlu
Alıntı:Leyditurk.com

Yatakta doyumsuzluk mu yaşıyorsunuz ?

Yatakta doyumsuzluk mu yaşıyorsunuz ?Cinsel doyumsuzluk, çoğu zaman eşler arasındaki sorunlu ilişkiden kaynaklanmaktadır.

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi, gerginlikler, evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi hatalı tutumlar da cinsellikten alınan hazzı etkiliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Cinsellik ve Cinsel Tedaviler  Birimi Baskanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır, cinsel doyumsuzlukta, çiftlerin sevişme sıklığı, sevişme biçimi, sevişmeyi başlatma veya geri çevirme, sevişme öncesi tartışmalar, cinsel çekimin azalması ve kısa sevişme gibi faktörlerin etkili olduğunu söyledi.

Cinsel doyum nedir? Standartları var mıdır?

Cinsel etkilenme;  istek, uyarılma, birleşme, orgazm ve orgazm sonrası evreleri olarak sınıflanır ve sorunlar da bu çerçeve içinde değerlendirilir .Oysa birçok kitapta görmediğimiz  çok önemli bir başlık cinsel doyumdur. Cinsel doyum, bireyin cinsel iletişiminden hoşnut olması ve mutluluk duymasıdır. Bu da bir cinsel sorundan bağımsız olarak ilişkinin cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına bağlıdır.

İster erkek, ister kadın, doyumlu cinsel yaşam tarifimiz aynıdır ve bu sadece boşalma, orgazm olma, uzun uzun sevişme veya sık sevişme değildir. Cinsel hazzın her türlüsü kişiye güzel geliyorsa güzeldir. Örneğin vajinismus sorunu (birleşememe) olan çiftler cinsel yaşamlarını "O ana kadar herşey çok güzel" diye tanımlarlar. Doğrudur. Bu çiftlerin çoğunda sevgi vardır , istek ve orgazm sorunları da yoktur. Bunu tartışmayız... Ancak bireyin deneyimleri, ona kendisi veya eşi için  daha nelerin  doyurucu olduğu bilgisini kazandırır. Vajinismusu düzelen kadın yine sıklıkla şunu soyler: "Çok haz almıyorum ama eşime çok yakınlaştım. Şimdi bir çiftmişiz gibi hissediyorum."

"Beceremiyoruz, henuz olmadı" gibi duyguların ortadan kalkması da çiftin sırtındaki yükü hafifletir ve onları yakınlaştırır.

Doyumsuz cinsellik neden kaynaklanır?

Nedenlere bir bütünlük içinde bakarız. Çoğul nedenlerin biraraya gelmesi bir cinsel sorun yaratır. Bilinç dışı süreçler cinsellikte önemlidir. Fakat cinsel doyumsuzluk çoğu zaman eşler arasındaki genel ilişkideki güçlükleri yansıtır.

Eşler arasında başlıca cinsel gerginlik konuları veya doyumsuzluklar nelerdir?

Çiftlerin sevişme sıklığı

Sevişme biçimi

Sevişmeyi başlatması veya geri çevirmesi

Cinsellik konusunda sevişme öncesinde tartışmalar

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi ve empoze edilmesi

Cinsel çekimin azalması

Çok kısa sevişmeler

Evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi.

Cinsel doyum denince orgazm veya boşalma anlaşılmıyor mu?

Orgazm, fizyolojik olarak cinsel döngünün tamamlanmasıdır. Hazzın doruğa çıkmasıdır. Süresi kısadır.  Rahatlık, gevşeklik verir, uykuya dalmayı kolaylaştırır. Sevilen bir eşle yaşanan orgazm mutluluk hissettirir. Ama ilişki veya bireyin kişilik yapısı  onu yine mutsuz edebilir. Orgazm mutluluk anları olsa da biliyoruz ki orgazm olmadan da çok doyumlu sevişmeler var.

Erkek orgazmı kadın orgazmına göre daha kolay. Neden?

Erkekte boşalma ihtiyacı daha fazla. Hemen bir ipucu ve bilgi vermek isterim. Cinsel birleşmeyle orgazm hedeflenmediğinde kadın daha  kolay orgazm olur. Vajina klitoris kadar orgazmı tetikleyen bir yer değil. Bu bilgi son 30 - 40 yılın kadın cinsel fizyolojisi laboratuvar çalışması sonuçları. Orgazmı başlıca klitoris tetikliyor, vajina kasılmalarla devreye giriyor.

Kadının orgazm olamaması erkeği nasıl etkiliyor?

Erkek "Olsun" diye nafile çabalar. Bu durum gerginlik ve yetersizlik yaratıyor erkekte. Bunu sorun olarak kabul eden çiftlere önerim, birleşmeyle orgazmı hedeflemeyi unutsunlar, eski bildiklerinden denesinler. Kadının aktif ve üst pozisyonda olması keşiflerini kolaylaştırır.

Sevişirken cinsel doyum açısından aktif olmak  ile pasif olmak arasında fark var mı?

O farkı ve çeşitliliği keşfetmeleri için çiftlere, duyarlı noktalara odaklanarak en az  20'şer dakikalık (10 dakika ön sevişme 10 dakika birleşme sonrası sevişme) birbirilerini okşayıp öpmelerini ve arzularını, erotik duygularını dile getirmelerini öneririz. Başta karşı tarafa bilgi vermeden gözler kapalı, kendi duygulanımını anlar, sonra anlatır. Cinsel birleşme ve orgazm hedeflenmez. Daha sonra cinsel organ ve göğüs keşifleri ve birleşme. Alıp vermeye odaklanan çift kısa zamanda aktif ve pasif olmanın kazançlarını farkeder. Alma  kadar verme de bireye haz verir.

Kaynak:Leyditurk.com

Related Posts with Thumbnails
Dantel Modelleri Örgü Modelleri Hobi Dünyası
En güncel Kadın Giyim Moda sitesi.