11 Mart 2010 Perşembe
Kısa süreli bir ilişkiye son vermek
Ayrılık çok istenmese de bazen kaçınılmaz olabilir. Ama nasıl? İşte size ayrılık için birkaç ipucu.
Mantıklı sebepler yaratın:
Bu yöntemi daha çok ilk kez ayrılmaya teşebbüs ediyorsanız deneyebilirsiniz. Önce sakin kafayla onunla ilgili artı ve eksilerden oluşan bir liste hazırlayın. Ancak ayrılmanız için eksilerin daha fazla olması gerektiğini sakın unutmayın. Ardından onunla buluşup onun hakkındaki düşüncelerinizi ve bu eksik yönleri gündeme getirin. Onu tesseli eder gibi konuşun. İlişkinize bu eksiler yüzünden nokta koymayınız gerektiğini anlatın. Önce itiraz etse de daha sonra pes edip, durumu kabullenecektir.
Trip yapın:
Uzak bir yolculuktan gelmiş. Onu karşılarken sizi öpecekken buna izin vermeyin ve kafanızı çevirin. Ardından sert bir şekilde “konuşmalıyız” deyin. Tüm eksileri sıralayın. Hayattan beklentilerinizi, onunla bunları karşılayamadığınızı… Cevap vermesine fırsat vermeden ortamı hemen terk edin. Gitmeden son bir kez gözlerinin içine bakın ama kesinlikle daha önce değil. Yoksa gitmeniz güçleşir.
Açıklama yapmayın:
Baktınız ki ona içinizdekileri konuşarak anlatamıyorsunuz o zaman usul usul hiçbir açıklama yapmadan yok olmaya bakın. Aramalarına cevap vermeyin ve siz de kesinlikle aramayın. Size duygularını dile getirdiğinde, sevdiğini söylediğinde kesinlikle “bende seni” türü cümleler kullanmayın. Posta kutusuna her şeyi açıklayan bir veda mektubu bırakın ve ortadan yok olun. Kötü bir yöntem ancak başka çareniz yoksa denemenizde yarar var.
Planlı hareket edin:
Onun da haberi olacak şekilde başkalarıyla flört edin ve ona karşı soğuk davranın. Size yaklaşmasına izin vermeyin ve bekleyin. Başlangıçta belki biraz bozulup, bunun sonu nereye varacak diye bekleyecektir. Ama sonunda sinirlerine hakim olmayacak ve sizi terk edecektir.
Suçu ona atın:
Tüm olayları sanki o suçluymuş gibi ele alın. Onun sizi yeterince sevmediğini iddia edin, ilgi göstermediğini ve bunun sizi çok üzdüğünü söyleyin. Son olarak da tüm bu üzüntülerden kendinizi korumak için artık yalnız yaşamak istediğinizi dile getirin ve son noktayı koyun. Her ne kadar bu yalanlar yüzünden kendini kötü hissedecek olsa da öncelikle sizin istekleriniz önemli değil mi?
Aniden bitirin:
İşte olduğu bir sırada arayıp, artık bittiğini ve bir daha onu görmek istemediğinizi söyleyip telefonu kapatın. Artık aramaması gerektiğini vurgulamayı da unutmayın.
Yalandan kim ölmüş:
Ona yarın bir yıllığına Nairobi’ye uçacağınızı ve arada bu kadar mesafe varken ilişkinizi devam ettiremeyeceğinizi söyleyin. Bu yalanı özellikle telefonda söylemenizi öneriyoruz aksi takdirde gülme krizine tutulabilirsiniz.
Bir de bu yalanı deneyin:
Yatakta size iyice sokulduğunda ona bir şey söylemek istediğinizi söyleyin ve aslında kendi cinsinizle birlikte olmaktan daha çok zevk aldığınızı itiraf edin. Onunla son bir kez deneme yaptığınızı ama olmadığını da sözlerinize ekleyin. Bunu duyunca kendiliğinden yok olacaktır.
2 Ocak 2009 Cuma
Kadın gözüyle erkekler

Bütün erkekler birbirine benzer" lafında doğruluk payı büyük galiba... Kadınların erkekler hakkında gözlemlerini derleyen Rita Rudner (ABD) şu noktaları sıralıyor:
Erkekler kadar kendini ciddiye alan ve abartan bir başka yaratık yoktur.
Erkek, televizyonda maça konsantre olmasıyla takımına maç kazandıracağını düşünen tek canlıdır.
Kulağında küpe olan yeni nesil erkeklerle evlenmekte sakınca yoktur.
En azından acının anlamını ve mücevherin değerini bildikleri kabul edilebilir.
Erkeklere iş yaptırmak için işin içine "tehlike unsuru" katmak gerekir. "Aman yangın çıkmasın" dediğiniz anda, erkek, mangalın başına geçer.
Kel ve zengin olanlara dikkat edin, paranın verdiği hava basmaca kelliğin verdiği seksiliği gölgelemesin.
Erkekler üzerinde mümkün olduğu kadar çok düğme bulunan telefonları severler. Çok düğme olunca kendilerini büyük adam zannediyorlar (bakınız aynı masada üç telefon!).
Erkek sabahları gazeteyi ilk okuyan olmak ister, ilk siz okursanız "Ben"likleri yara alır.
Bir adamın aynada kendisine bakışından, bir başkasına ihtimam gösterme potansiyeli olup olmadığını anlarsınız.
Topluluk içinde asla bir adama bir şey öğretmeye çalışmayın. Erkekleri sadece onlarla baş başa olduğunuzda eğitebilirsiniz. Toplum önünde hep her şeyi biliyor olurlar.
Bütün erkekler kirpik kıvırma aletinden ürker, yastığın yanına koysanız tabanca zannediyorlar.
15 Aralık 2008 Pazartesi
Aşk mı daha önemli güvenmek mi?

İçinizde uzun zamandır bir sıkıntı var. Sık sık aklınıza takılan ve içinden bir türlü çıkamadığınız bu sıkıntının kaynağı belli aslında. Birkaç gün önce, birlikte olduğunuz erkeğe duyduğunuz heyecanın artık kaybolduğunu ve gözlerinizin yeni tanıştığınız o yakışıklıyı aradığını fark ettiniz. Birlikte olduğunuz erkeğe güveniniz tam. Kalbinizin başkası için çarptığını hissettiğinizde yanlış karar vermemek için kendinize biraz zaman verdiniz. Sonuçta gördünüz ki ayaklarınız sizi, aşkı yeniden hatırlatan adamın kapısına götürüyor. Onun yanındayken heyecandan tir tir titriyorsunuz. Gün boyu yaşamınızdaki bu yeniliği düşünüyorsunuz.
Fakat diğer yandan hayatınızda kollarında huzur bulduğunuz biri var. O size aşkın şiddetli ateşi yerine sakin bir deniz kenarı vaat ediyor. İlişkinizde her şey belirli sizin için. Sırtınızı yaslayabileceğiniz kendinden emin bir gövdesi ve sizi teskin eden bir ses tonu var. Diğeri ise; adı aşk olduğundan bir o kadar cesur, özgür ve belirsiz... O halde bu durumda ne yapacaksınız? Aşkın tılsımı ile güvendiğiniz adam arasında kaldıysanız önerilerimize kulak vermenizi tavsiye ediyoruz.
Sakin olun
Kadınlar güven duymadıkları bir adamla birlikte yaşamak yerine yalnız kalmayı yeğlerler. Bunun için; bir kadını güven duygusundan alıkoyan tek şey aşktır. Aşkın getirdiği heyecan ve bilinmezlik aslında çoğu kadını tedirgin eder. Yeni bir aşk kapınızdayken eliniz kolunuz bağlı kaldıysa öncelikle sakin olmalı ve ardından derin bir nefes almalısınız. Bu aşamada kendinizle ve ne istediğinizle ilgili bir değerlendirme yapmanız gerekiyor.
Bundan sonra yaşamınızı nasıl şekillendirmek istediğinizi bilirseniz hangi yöne doğru adım atmanız gerektiğini kararlaştırabilirsiniz. Burada önemli olan nokta kendinizi tanımanız ve hayatınızda nasıl bir erkek olmasını istediğinizi bilmenizdir.
Uzun zamandır birlikte olduğunuz partnerinizle hayatınıza yeni giren erkeğin fiziksel çekiciliklerinin farklı olması çok doğaldır. Sizin için önemli olması gereken şey; aşkı ve güveni size sunan bu iki erkeğin karakteristik özellikleridir.
Birlikte olduğunuz adam; sakin, ağırbaşlı, yaşam kriterleri belli, şefkatli, açık ve net, kısacası evlenmek için ideal biri olabilir. Oysa diğeri; kokusu ve teniyle farklı, gizemli ve sürprizli, tavırları çoğu zaman güven vermeyen ancak bir o kadar sempatik ve çekici bir erkek modeli yansıtabilir. Şöyle bir düşününce sevgilinizi seçmenin mantıklı bir karar olduğunu söyleyebilirsiniz. Ne de olsa o sizinle vakit geçirmekten hoşlanır, yemeğe gittiğinizde oturacağınız sandalyeyi hafifçe çeker, alışverişlerinize karışmaz kısacası sizi çok rahat ettirir.
Fakat aşık olduğunuz erkeğin yukarıda saydığımız özelliklerin tam tersine sahip olması mümkündür. O, mağazalardaki uzun kuyruklardan hoşlanmaz, nerede olduğunuz ve zamanınızı nasıl geçirdiğinizle çok ilgilenmez. Ortak ilgi alanlarınız ve yapacaklarınız sınırlıdır. Mesela siz daha çok şiir okumayı seversiniz, o borsayla ilgilenir. Sizin tarihi mekanlara ilginiz vardır onun araba yarışlarına...
Aslında yapınıza ters düştüğü halde neden aşık olduğunuz yeni birinin peşinden koştuğunuza bir türlü anlam veremezsiniz, işte size açıklama: Aşkta zıt kutuplar birbirini her zaman çeker. Bunun için yeterli asgari kıyaslamayı yaptıktan sonra iki erkeğin benzer durumlardaki tepkisini ölçmeye çalışın.
Her ikisini de belli bir zaman geçene kadar aramayın. Bu sürenin sonunda verecekleri tepkiden hangisinin sizi daha çok istediğini anlayabilirsiniz. Acaba hangisi sizi çılgınca özlediğini itiraf edecek?
Her ne olursa olsun vereceğiniz karardan dolayı pişman olmamanız gerektiğini bilmelisiniz. Çünkü bu sizin yaşamınız ve kararlarınızın sonuçlarına katlanmak zorunda olan kişi yine sizsiniz. Bunun için yapacağınız küçük testler ve duygularınızın rehberliğinde varacağınız sonuçtan dolayı mutlu da olabilirsiniz, hayal kırıklığına da uğrayabilirsiniz. Bu sizin için oldukça önemli. Sonuçta güven duyduğunuz erkeği seçtiğinizde hayat boyu huzur içinde yaşayacağınızı kimse garanti edemez.
Öte yandan duygularınıza güvenip aşık olduğunuz erkekle birlikte olduğunuz zaman da sonsuza kadar her şey mükemmel gidecek diye bir şey yok. Eğer verdiğiniz kararların arkasında durup, olaylara cesurca yaklaşmazsanız yaşam boyu istediğiniz gibi hareket edemezsiniz. Bu durumda hayati kararlar verirken pişman olma korkusunu kafanızdan atmalı ve risk almaya hazır olmalısınız.
Zamana bırakın
Bu tür arada kaldığınız durumlarda işi oluruna bırakırsanız her şeyin rayına oturduğunu görebilirsiniz. Böylelikle hata payınız azalacak. Böylelikle erkek arkadaşınızın size ne kadar değer verdiğini ya da sizi heyecanlandıran yakışıklının neler hissettiğini gözlemleyebilirsiniz. Bu süreç içerisinde bütün taşlar yerinden oynayabilir ve seçiminiz hakkında daha sağlıklı gerekçeler öne sürebilirsiniz. Belki güven duyduğunuz erkeği gerçekten sevdiğinizi anlayacak veya aşık olduğunuz kişiye içten içe güven duymaya başlayacaksınız. Zaman içerisinde düşünceleriniz giderek daha anlamlı halde şekillenirken nasıl bir yaşam sürdürmek istediğiniz sorusuna verdiğiniz yanıt son halini alacaktır. Eğer hayatı (tabii kontrollü bir şekilde!) akışına bırakırsanız çelişkide kalmak ve ayrıntılarda kaybolmak yerine mutlu olmaya odaklanabilirsiniz. Böylece doğru erkek tanımlamalarınız ve ideal ilişki hakkındaki yorumlarınız değişecektir.
Vereceğiniz karar her ne olursa olsun mutluluğu yakalayacağınıza inanın. Çünkü bu sizin hayatınız ve en önemlisi sizin doğrunuz. En önemlisi şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: Hayat mutluluğu bekleyecek kadar uzun değildir, mutluluğu kendiniz yaratmalısınız!
