14 Ağustos 2009 Cuma

Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru

Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru
Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru
Seks özellikle kadınlar için hala konuşulması yasaklı konulardan. Bu da kafalarda onlarca soruyu cevapsız bırakıyor. Kadınların jinekolog ve seks uzmanlarına en sık sorduğu 10 soru ve cevapları yazımızda.

Konu seks olduğu zaman en çok kiminle konuşmak sizi rahatlatıyor? Arkadaşlarınız mı, aileniz mi, psikologunuz mu yoksa jinekologunuz mu? Yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 70'i seks ve vajinal bölge sorunları hakkında tüm merak ettiklerini sadece jinekologlarıyla paylaşıyorlar. Hal böyle olunca da günümüzde birçok doktor seks hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için bu konuda eğitim almaya başladı. Zira akıl almaz sorularla karşılaştıkları bir gerçek. Eğer onlara dahi sormaya cesaret edemediğiniz sorular varsa; ülkemizin önde gelen seks uzmanları en çok sorulan on soruyu sizin için cevapladı.

1) SEKS HAKKINDA ASLINDA NELER DÜŞÜNÜYORUM?
21. yüzyılda kadınlar birçok konuda erkekler ile eşit seviyede... Özellikle istedikleri gibi bir hayat kurmak ve sürdürmek söz konusu olduğunda! Kariyer yapmak, kişisel banka hesabı açtırmak, oy vermek, hatta seks hayatında ne istediğine karar vermek de buna dâhil. Ancak seksin ulu orta konuşulmaması gerektiğini düşünen bir ailede yetişenler, doğru karar vermekte güçlük çekebiliyorlar. Zira seksin çekinilecek bir konu olduğu düşüncesi; yetişkinlikte dahi bilinçaltında kalmaya devam ediyor. Bu yüzden de ne yazık ki, yatak odasında sorunlar yaşanabiliyor. Eğer daha mutlu bir cinsel hayata sahip olmak istiyorsanız, öncelikle size bu konuda tekrarlanan tabuları üsteleyin ardından da pozitif yanlarını sıralayın. Böylece; 'Sadece kötü kadınlar seksten zevk alır' cümlesini, 'Her kadın seksten zevk alma hakkına sahiptir' ile değiştirebilirsiniz. Yine de yatağa girdiğinizde bu düşünceler yine sizi etkisi altına almaya devam ediyorsa, hemen seksten ne kadar zevk alabileceğinizi düşünün. Bu sizin en büyük kişisel haklarınızdan biridir çünkü.

2) SEVGİLİMİN VÜCUDUNU TANIDIĞIM KADAR KENDİ VÜCUDUMU TANIYOR MUYUM?
Kadınlar çoğunlukla jinekologlarına sevgililerinin klitorislerini bulamadıklarını dile getiriyorlar. Nedense erkeklerin her zaman söz konusu bölgemizi iyi tanıması gerektiğini düşünürüz. Labium'un yani cinsel bölgenizin dudakları arasında kalan bölgede yer alan bezelye tanesi büyüklüğünde olan dokunuz aslında buzdağının doruk noktası! Klitorisinizin tamamı leğen kemiğinizin iç kısmında bir yelpaze gibi yayılmakta. Bu konuda çok az bilgiye sahip olan kadınlara günümüzde bazı jinekologlar klitoris bulma ve tanıma dersi dahi veriyor. Temel dayanak noktası ise o küçük bezelye taneciğine tüm suçu yüklememek... Zira klitorisinizin birden çok siniri olduğu için farklı bölgelere temasla da orgazm olmanız mümkün. Labim ya da vajinanın kenarı da bu bölgeler arasında yer alıyor. Hatta bu sinirler size daha güçlü bir orgazm yaşatabilir.

3) EN KISA YOLDAN NASIL ORGAZM OLUNUR?
En çok hangi bölgenize dokunulmasından hoşlanıyorsunuz? Sizi zirveye çıkaran özel bir fantezi var mı? Bu iki sorunun cevabını biliyorsanız, orgazm olmanın en kısa yolunu da keşfetmişsiniz demektir. Eğer bilmiyorsanız, öğrenmeniz o kadar da zor değil! Kendi üzerinizde yapacağınız birkaç test, kısa sürede keşfetmenize yardıma olacaktır, örneğin bazı kadınlar mastürbasyon yaparak üçlü bir ilişkiyi hayal ettiğinde daha kuvvetli orgazm olduklarını dile getirirken; bazıları da karın üstü yattığı zamanlarda kendine dokunduğunda orgazm olma süreçlerinin hızlandığını dile getiriyorlar. Ancak tüm bunlar her kadında farklı yaşanıyor. Keşfetmek ise size kalıyor... Bir gün sizi en hızlı orgazma götüren noktanızı keşfederseniz, bunu sevgilinizle paylaşmaktan çekinmeyin.


4) SEKS SIRASINDA HÂKİMİYETİ BAZEN ONA MI VERMELİYİM?
Kesinlikle! Oysa günümüzde birçok kadın erkeğin tatmin olmasının daha önemli olduğunu düşünüp, kendi isteklerini göz ardı ediyor. Evet: kadınlar bir hareketi yaparken o ana konsantre olmaları gerekirken; ''Onu tatmin etmek için daha sonra hangi hareketi yapmalıyım?' diye soruyorlar kendilerine. Siz tüm hâkimiyeti üstünüze aldığınız zaman sevgiliniz nasıl zevk alıyorsa; ara sıra da olsa sizin de onun kadar zevk almanız şart. Cinsel ilişki tek tarafın tatmini için gerçekleşiyorsa, duygular hiçe sayılıyor demektir.

5) CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEK İÇİN VÜCUDUMLA BARIŞIK OLMAM ŞART MI?
Vücudunuz hakkındaki düşünceleriniz, siz ne kadar engel olmaya çalışsanız da ne yazık ki cinsel ilişkinizi derinden etkiliyor. Bu sorun genellikle hamilelikten sonra meydana geliyor. Çocuğunu doğurduktan sonra kalçalarının genişlemesinden, göğüslerinin iki beden birden büyümesinden memnun olmayan kadınlar, eşlerinin onları bu şekilde görmesinden rahatsız oluyor. Hatta bazıları kendilerine dokunulmasını dahi istemiyor. 'Bu düşüncenin modası çoktan geçti' diye düşünseniz de, günümüzde hâlâ birçok kadın tarafından yaşanmakta... Uzmanlar seks hayatınızın eskisi kadar iyi olması için bir günlük tutmanızı ve bu deftere her gün vücudunuzla ilgili olumlu bir not düşmenizi öneriyorlar. Göreceksiniz ki, bir ay sonra vücudunuzu sevmeye ve başkaları tarafından aslında ne kadar çekici bir hal aldığını fark etmeye başlayacaksınız. Ayrıca zayıflamak için yapacağınız hareketler de sizi tahrik edecektir.

6) EN ÇOK DOKUNULMASINI İSTEDİĞİM BEŞ BÖLGEMİ SIRALAYABİLİR MİYİM?
İyi bir seks hayatı için her kadının iç çamaşırlarıyla saklanmayan zevk verici bölgelerini keşfetmesi gerekiyor. Bu bölgeler her kadın için farklı. Jinekologlar; hastalarından bazılarının sadece göğüs uçlarına, dizlerinin arka kısmına ve kulaklarına dokunulmasıyla orgazm olduğunu dile getiriyorlar. Zevk verici bölgelerinizi keşfetmeniz için illa ki bir erkeğe ihtiyacınız yok. Bunu bir adet tüy, vibratör ya da kendi elinizle de keşfedebilirsiniz. Eğer beş bölge sayabiliyorsanız, bunu kesinlikle hemen sevgilinizle paylaşın.

7) SEKS YAPMAK İÇİN HER ZAMAN GEÇERLİ BİR NEDENİM OLMASI GEREKİYOR MU?
Günümüzde birçok kadın cinsel ilişkiden sonra kendini yalnız hissettiği için bunalıma giriyor. İşte bu nedenle de; 'Seks yapmak için her zaman geçerli bir nedenim olması gerekiyor mu?' sorusu soruluyor sık sık. Oysa sevdiğiniz kişi ile yaptığınız kötü seks ile kendinizi kötü hissettiren seks birbirinden çok farklı! İkinci şık ise genellikle sizi yatağa götüren nedenler olduğunda meydana geliyor. Gelecekte daha sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmak için kendinize beş dakika ayırıp, en son yaşadığınız ilişkiyi düşünün, özellikle de sevişmek istemenizi sağlayan nedenleri... Geçerli nedenler arasında ona bağlanmak, büyük bir kavgadan sonra barışmak, kutlama yapmak, bebek sahibi olmayı istemek ve sadece onunla birlikte olmayı istemeyi sayarken; olumsuz nedenler arasında onun eve gitmesini engellemek, kavgayı sonlandırmak, sizi sevmesini sağlamak ve eğer birlikte olmazsanız sizi terk edeceği korkusunu sayabiliriz. Eğer doğru nedenlerden dolayı cinsel ilişkiye girerseniz, daha fazla zevk alırsınız.

8) VAJİNUSMUS YAŞIYOR OLABİLİR MİYİM?
Jinekologlar, hastalarının yüzde 60'ının vajinalarının büyüklüğünün, kokusunun, tadının normal olmadığından endişelendiklerini dile getiriyorlar. Bazıları boşuna kuruntu yaparken, bazıları da gerçekten sorun yaşayabiliyor. Eğer kronik bir iltihaplanma ile savaşıyorsanız ya da iç çamaşırı giydiğiniz zaman söz konusu bölgenizde acıma meydana geliyorsa, bu kuruntularınızda haklısınız demektir. Bu durum sizi vajinusmus yaşamaya itebilir. Ancak bunlardan hiçbiri meydana gelmiyorsa, kuruntularınızı yine kendi içinizde çözümlemelisiniz. Uzmanlar eskiden genellikle bu gibi durumlarda elinize bir ayna alarak, bu bölgenizi incelemenizi önerirdi. Bu günümüzde de geçerli! Her ne kadar sevgiliniz sizin vajinal bölgenizin muhteşem olduğunu söylese de, sizin bu bölgeyi daha yakından tanımanız gerekiyor. Brezilya usulü ağda yaptırmaktan, güzel dantel bir iç çamaşırı satın almaktan da kaçınmamalısınız.

9) SEKSTEN SONRA YÜZÜM NASIL GÖZÜKÜYOR?
Genellikle sadece beynimize değil, vücudumuza da seksin iyi gelip gelmediğini sorgulamalıyız. Bunun için de seks bittikten sonra kalkıp aynada yüzünüze bakmayı deneyin. Karşınızdaki ifade ürkek mi, mesafeli mi yoksa mutlu mu? Çünkü bazen seks çok tatmin edici olsa da, gece saat ikide gördüğümüz ifade korkutucu olabiliyor. Böyle zamanlarda hemen yatağa yatıp uyumayı deneyin. Sabah dinç kafayla görünümünüzü değerlendirin.

10) ONA KARŞI YÜZDE YÜZ DÜRÜST MÜYÜM?
Sevgilinizle konuşmak size zor gelebilir. Böyle durumlarda oldukça kısa ve öz konuşmayı deneyebilirsiniz. Yalnız ona kızmak ve aşağılayıcı konuşmak yerine nelerin sizi tatmin ettiğini dile getirip, ondan bunları yapmayı denemesini rica edin. Nasıl yemeğe gittiğinizde canınız salatadan çok kızarmış patates istiyorsa ve bunu rahatlıkla dile getirebiliyorsanız, seks taleplerinizi de anlatın. Dürüst olursanız o bunları gerçekleştirmeyi bir görev bilecektir.

Göbek bölgesi neden yağlanır?

Göbek bölgesi neden yağlanır?

Zayıf kadınların bile derdi: "Göbek Yağlanması!"

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.

Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.

İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
2007 yılında Diyabet Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş (öğün başına 400 kal) bir program uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak; avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.


Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
1. SIKILAŞTIRMA:
Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlendirme) hareketlerinin yapılması.
2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.
1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih etmek ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilir.

Plastik cerrahide göbek yağlanmasına çözümler!
Mahmure'de sorularınızı yanıtlayan uzmanlarımızdan, Este Klinik Op.Dr.Yakup Avşar,
göbek yağlarımızdan kurtulmanın yöntemlerini anlattı.

KARIN GERME (ABDOMİNOPLASTİ)
Doğum sonraları başta olmak üzere,kilo vermelerden sonra karın bölgesinde yağlanma ve karın cildinde sarkmalar görülür.Göbek deliği açılmış ve göbeğin altında cilt çatlakları da oluşmuştur.Karın bölgesindeki yağlar çoğu kez bel bölgesine kadar taşarak bel oyuğunu yok eder ve mide üzerinde de bombelik yapar.Tüm bu deformasyonlar bir operasyonla giderilebilir. Abdominoplastide hedef;karın kaslarındaki yırtığı onarmak,cilt ve yağ fazlalığını almak,göbek altındaki çatlakları gidermek,yeni estetitik görünümlü göbek deliği,mide bölgesi ve bel oyuğunu oluşturmaktır.
Operasyon sonrası iyileşme süresi on gündür.Fazla kilo alıp-verilmediği,tekrar hamile kalınmadığı sürece yapılan işlem kalıcıdır.

MİNİ KARIN GERME (MİNİABDOMİNOPLASTİ)
Göbek deliğinin altında yağlanma ve cilt sarkaması olup,diğer bölgelerinde deformasyon olmayan kişilere yapılır.Sadece göbek altındaki cilt ve yağ fazlalığı alınarak estetik görünüm sağlanır.İyileşme süresi ortalam 5-7 günde tamamlanır.Kiloya dikkat edildiği taktirde işlem kalıcıdır.

BÖLGESEL YAĞLANMADA YAĞ ÇEKME (LİPOSUCTİON)
Liposuction belli bölgelerde cilt altında birikmiş inatçı yağları vakum yardımı ile çekme işlemidir.Basen,göbek,uyluk iç kısımları,üst kollar,gidı,bel ve popoda görülen fazla yağları çekmek için uygulanır.Liposuction için uygun adayların ciltte bolluk olmaması ve bölgesel yağlanmanın olması gerekir.Unutulmaması gereken önemli bir konuda; liposuctionın bir kilo verme yöntemi olmayıp,vücut kontürlerini düzeltme işlemi olduğudur.İşlem sonrası 2-3 günde işe başlanabilir. Düzenli egzersiz ve diyete dikat edildiği taktirde de işlem kalıcı olur ancak,kişi kilo aldığı zaman liposuction yaptırdığı bölgeler de tekrar yağlanma oluşur.

Kadınların ömrü ağlamakla geçiyor!

Kadınların ömrü ağlamakla geçiyor!

Üç bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar bir yıl dört ay gözyaşı döküyor.

“TheBabyWebsite.com” tarafından yapılan ankete göre kadınlar, doğdukları yıl bez değiştirme, beslenme gibi ihtiyaçlarının giderilmesi için günde üç saat, bir-üç yaşları arasında düşme, yorgunluk, azarlanma gibi sebeplerden günde iki saat beş dakika, genç kızlık dönemlerinde ise hormon, arkadaş kavgası, sevgili tarafından terk edilme gibi sebeplerden haftada ortalama iki saat 13 dakika, 19 yaşını geçtiklerinde ise haftada iki saat 14 dakika ağlıyorlar.

19-25 yaş arası kadınlarda duygusal bir film ya da ilişkiler konusundaki kararsızlık ağlamaya yeterli.

25’ten sonra kötü haber, yorgunluk, eşiyle kavga gibi ortak nedenlerden göz yaşı dökmeye devam eden kadınlar böylece hayatlarının 12 bin saatini ağlayarak geçirmiş oluyorlar.

Güzellik hataları ile çirkinleşmeyin

Dıştan çekilen dudak kalemi, patlamak üzere olan sivilcenin sıkılması, abartılı göz makyajı... Bunlar sıklıkla yapılan güzellik hatalarından sadece bazıları.

Modası geçen ve kadını güzelleştirmekten çok, çirkinleştiren bu hatalardan kurtulmanın artık zamanı geldi galiba!

Saçlarını kesme!
Saçlarına bir türlü şekil veremediğinden şikayetçisin. Bir gün kafan bozuluyor ve alıyorsun makası eline. Biraz daha biraz daha derken, bir de bakıyorsun saçlar uçmuş gitmiş! Bu durumda: Ya son derece cool bir tavırla arkadaşlarına "Aaaa! Bu saç şekli şimdi çok moda, yoksa haberiniz yok mu?" diyeceksin ya da uzuuuun bir süre nereye gidersen git, şapkayla dolaşacaksın.Ne yapmalısın? Kuaföre gitmeme konusunda ısrarlıysan, o zaman bir arkadaşından yardım al. Saçların düzse ve arkadaşına güveniyorsan bunu deneyebilirsin. Ama sakın saçlarına şekil verdirmeye falan kalkma!

Küçük hilelerin büyük etkileri
Şimdi bunu yapmamak mümkün mü? Günlerdir beklediğin partinin sabahında, bir bakıyorsun çenende kocaman bir sivilce! İçinden ona öldürücü bir darbe indirmek geliyor. Hem de tırnaklarınla. Sonra bu masum sivilce, koca bir canavara dönüşüyor ve yüzünün tamamını kaplıyor. Şimdi git bakalım partiye!


Ne yapmalısın?
Sivilcenin üzerine limonla karıştırılmış talk pudrası sür ve akşama kadar beklet. Böylece sivilcenin daha fazla büyümesini engellemiş olursun.

Parlak kırmızı ruj sürme!
Biliyoruz, kırmızı ruj gerçekten çok seksi! Ama eğer dişlerin yeterince çarpıcı değilse seksi olmak bir yana çok itici görünebilirsin.

Ne yapmalısın?
İlla kırmızı ruj kullanmak istiyorsan, biraz daha soft tonlarını denemelisin. Şeftaliye yakın açık kırmızılar, uygun göz makyajıyla çok iyi gider.

Cildiniz ışıltısını kaybetti mi?

Cildiniz ışıltısını mı kaybetti? İşte canlandırmanızı sağlayan öneriler.

Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın.
Soğuk su damarlarınızı daraltarak geceden kalma cildinizi lekelerden temizler. Ayrıca gün ortasında ihtiyaç duyduğunuzda bir sprey şişesinden yüzünüze su püskürtebilir veya nemli bir havluyla cildinizi temizleyebilirsiniz. Cildinizdeki sabah kızarıklığını gidermek için yüzünüzü papatya içerikli bir temizleyici ile silin. Naneli bir şeyler koklayın. Uzmanlar, nane kokusunun beyni uyardığını belirtiyor, içinde nane veya benzeri canlandırıcı kokular olan bir duş jeli ile yıkanın. Ölü hücrelerinizden kurtulmak için de banyo lifi kullanabilirsiniz. Lifin verdiği his de sizi canlandırmaya yardımcı olacaktır.

Göz aftınızdaki morluklardan kurtulun.
Şişmiş gözlerinizin üzerine koyacağınız salatalık dilimleri veya kafein içerikli bir losyon damarları daraltır ve göz altındaki sıvı birikimini azaltır.Göz çevresinde sarkan bölgeleri ise peptid içeren bir krem kullanarak sıkılaştırmanız mümkün. Kendinize hızlı bir detoks maskesi uygulayın.

Cansız görünümlü cildinizi kendine getirmek için, bir el havlusunu taze sıkılmış portakal suyunun içine batırın. Fazlasını sıktıktan sonra havluyu beş dakika boyunca yüzünüzün üzerinde tutun. C vitamini de cildinizdeki renk farklılıklarını gidererek yüzünüze ışıltı verir.


Krem yumuşaklığı..
Enerjiniz tükendiğinde, vücudunuzun fonksiyonları daha yavaş ve yetersiz çalışmaya başlar. Hücreleriniz su kaybeder ve cildiniz kurur, içerisinde besleyici vitamin ve proteinler bulunan bir nemlendirici ise cildi onarır.

Bitkisel güzellik yöntemleri

Güzelliğinizi hormonlara borçlu olduğunuzu biliyor musunuz? Bedenimizde var olan ve "hormon" olarak anılan maddeler, genç görünümünüzü sağlıyor. Tenimizin, saçlarımızın parlaklığı vücudmunzdaki maddelerler birbirine bağlantılı....

Herbalist Volkan Kurt, çizgi ve kışıklıkları engelleyen bitkilerdeki doğal hormonların listesini verdi..." Doğal denge o kadar mükemmel işliyor ki bunlar adeta cildin kendi ürettiği 'gençlik kremleri' gibi" diyor Volkan Kurt. Gerçekten de öyle... Tenimizin, saçlarımızın parlaklığı bu maddelerin vücudumuzda yeterli bulunup bulunmadığına bağlı. Bedenin hormon dengesi bozulduğunda hemen dış görümüne yansıyor. Kadınlarda çok önem taşıyan bu hormonların azalması yüz hatlarında sarkma, gevşeme meydana getirebiliyor. Bu mucize hormonlar azaldığında güzelliğiniz mutlaka etkileniyor.

PÜRÜZSÜZ TENiN SIRRI

Volkan Kurt "Herbalium olarak yaptığımız araştırmalar sonucunda, birçok bitkide 'güzelliğin sırrı' olan bu hormonlar hakkında bilgi ediniyoruz. Sizlerle de bu bilgiyi paylaşmak isterim" diyor ve şu açıklamaları yapıyor:

"Teninizi pürüzsüzleştirmek, kuvvetlendirirmek, yaşlanma ve çevrenin hasar verici etkilerine karşı korumak için bedenin bu çok değerli maddelerini gözünüz gibi korumanız gerekir. Eğer azalmışsa doğadan faydalanarak onlara takviye yapmanız gerekir.

Nasıl mı? Doğadan elde edilen (doğal ürün uzmanları tarafından özellikleri saptanan) bazı bitkiler ve doğal ürünler var! Bunlarda ihtiyaç olan bu hormanlar var! Bitkisel hormonlar, cildin yenilenmesine yardımcı oluyor. Hücre kalitesini yeniden oluşturuyor. Deri üzerinde, hücre yenilemesine hız veriyor. Cildin sertliği ve tonunda gözle görülür bir iyileşme sağlıyor.”

SOYA HÜCRE YENiLER

Bitkisel hormonların sıkılaştırıcı etki sağladığına değinen Volkan Kurt “Yenilenmiş deri gençlikle ışıldar. Yüz hatlarınızı gerer ve yüz ovalinizi şekillendirir. Bitkisel hormonlar sayesinde cildinizi yaşlanmaya karşı korunur. Cildin kan damarları çeperlerini kuvvetlendirir.


Cildiniz daha canlı, gergin, enerjik, güzel ve genç bir görünüme kavuşur" diyor. Gençlik ve güzelliğin sırrının bitkisel kökenli, vücutta östrojen benzeri etki gösteren "fitoöstrojen" olarak adlandırılan bitkilerde bulunduğunu belirten Kurt, bitkisel östrojenler içinde en önemlisinin soya yağı olduğunu vurguluyor. Kadınlarda 35 yaş civarlarında hormonal değişimler başladığının altını çizen Volkan Kurt şu açıklamaları yapıyor: "Ciltte 35 yaşından sonra hücre yapımı hızı düşüyor.

Yağ bezleri daha az çalışıyor. Menapoza giren kadınlar bu tür sorunları sürekli yaşıyor. Bir çok kadın da erken menapozla karşılaşabiliyor. Ya da bazı hastalıklarla bedensel ve tensel olarak yaşlanıyor. Soya’dan ve yabani patatesten elde edilen bitkisel hormonlar kolajen yapımını artırıp, hücre yenilenmesini uyarıyor, cilde güç ve nem veriyor.”

KIRIŞIKLIĞI GİDERENLER

Ciltte azalan hormonlar yaşlanmaya, sarkık görünüme neden oluyor. Hepsinin ilacı keten tohumu.


ŞERBETÇİ OTU

Kırışıklık başgösteren ve canlılığını kaybetmiş ciltler için kullanılan hormonlar bu otta var.

YULAF OTU

Çok önemli bir ot. Akne sorunlarının tedavisinde bir çok sorunu çözüyor.


YEŞİL ÇAY

Maalesef çay ülkesiyiz ama geç keşfettik yeşil çayı. Çağın yeni bir fitoöstrojen kaynağı olan yeşilçay, kadınların evinden eksik olmamalı.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Ramazanı kilo almadan geçirmenin yolları

Ramazanda gün boyunca aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri...

Ramazan ayında beslenme şekli ve saatleri değişir. Birkaç kilo fazla ile ay kapatılır. İşte bu ayı kilo almadan ve sağlıklı bir şekilde geçirmeniz için örnek mönüler...

Ramazan ayında uzun süre aç kalmak, beslenme şeklinin ve saatlerinin değişmesi, hareketin azalması, yemeklerden hemen sonra yatılması gibi pek çok neden fazla kilo sorununu da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre ramazan ayındaki beslenme şeklinin her zamankinden büyük farklılık göstermemesi gerekiyor. Bu ayda gün boyunca aç kalınacağı düşünülerek oruç tutanlar kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı tüketimini artırıyor.

Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Beslenme ve Diyet Uzmanı Reyhan Nergiz, günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranlarının ramazan ayında da değişmediğini belirterek, "Ramazanda gün boyunca aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (düşük glisemik indeksli) olan esmer tahıl ürünleri, sebze, salata gibi gıdaları tercih etmek daha doğrudur" diyor.

Öğün sayısının en az üç olmasına dikkat edilmeli Nergiz'e göre gün boyunca oruç sırasında vücutta yaşanan değişimler konusunda bilinçli ve dikkatli olmak gerekiyor. Oruç sırasında kan şekeri düşüyor. Ayrıca vücut ısısı azalıyor.

Bu nedenle üşüme, halsizlik, baş ağrısı yaşanabiliyor. Nergiz şöyle devam ediyor: "Uzun süre aç kalmak iştahı ve doyma eşiğini artıracağından normalden çok fazla miktarda ve hızlı yemek yenir. Bu sebeple kilo vermek bir yana, kilo alınır. Kilo almamak için sahura mutlaka kalkmak, yedikten en az 40 dakika sonra yatmak, suyu yatmadan hemen önce bolca içmek, hafif gıdaları tercih etmek yerinde olur. Ramazan ayında ilk dikkat edilmesi gereken nokta sahura kalkmak. Sahurda da ağır yiyeceklerden kaçınarak hafif, kahvaltılık gıdaları tercih etmekte fayda var."

Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü diyetisyenleri ramazan ayında dengeli beslenmek için öğün sayısının en az üç olacak şekilde planlanması gerektiğini belirtiyor. Diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkları olan kişilerin hekimlerine danışmadan oruç tutmalarının yanlış olacağını hatırlatan uzmanlar, bu gruptakilerin oruç tutacaklarsa bir diyetisyen tarafından beslenme düzenlerinin ayarlanmasını öneriyorlar.

"Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son derece zararlı olduğu unutulmamalı. Çünkü sahur geçiştirilirse yaklaşık 12 saat olan açlık süresi ortalama 18 saate çıkmaktadır. Bu durum kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bunun tam aksine eğer sahur öğünü ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir.

İftar ise bir çorbayla açılmalı ve bir süre ara verdikten sonra yemeğe geçilmelidir. Başlangıç için beyne doygunluk hissi veren çorba en uygun yiyecektir. Bir anda çok şey yeme sonucunda mide ve kalp sorunları ortaya çıkabilmektedir. Bunu önlemek için iftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenmelidir. İftarla sahur arasına mutlaka dengeli bir öğün eklenmelidir."

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Gamzeler, çekiciliğe katkı sağlıyor

Kadınlarda ve erkeklerde gülünce yanaklarda oluşan, kalçada ise belin arka kısmında omurganın her iki yanında bulunan çukurluklara gamze deniliyor. Bazı kişiler sadece gamzelere vurulup, aşık bile oluyor. Hatta kalçalardaki gamzelerin vücudu daha seksi gösterdiği de sık sık ileri sürülmekte…


Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Hasan Fındık, gamze estetiği sorularımızı yanıtladı.


Estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Fındık son aylarda gamze yaptırmak isteyenlerin sayısında artış gördüğünü söylüyor. “Pantolon bellerinin iyiden iyiye aşağıya kadar inmesi kalçaya gamze (venüs gamzeleri) yaptırma modasını da beraberinde getirdi. Venüs gamzeleri sayesinde insanlar yanağa da gamze yapılabileceğini öğrenince yanak gamzesi talebi de arttı. Bu konuda ciddi bir taleple karşılaşıyoruz. Üstelik şimdi kalçaya veya yüze gamze yaptırmak kuaföre gitmek kadar kolay. Hatta gamze yaptırma operasyonundan sonra, kuafördekinden çok daha kısa sürede muayenehaneden çıkıp evlerine gidebiliyorlar. Lokal anestezi uygulayarak 15-20 dakikalık küçük bir operasyonla gamzeyi yapıyoruz.”


Vücutta gamzeler nerelerde bulunur?

Vücutta belirgin olarak 2 farklı bölgede gamze bulunabilir. Bunlardan biri yanaklar diğeri ise, popo ile bel bölgesinin birleştiği yerde bulunan sakroiliak (Venüs gamzeleri) gamzelerdir. Yüzdeki gamzelerin bazıları mimiklerle ortaya çıkabilirken, bazıları normal duruşta da bir sevimli çukurcuk olarak kendisini belli eder. Popo üzerindeki gamzelerin neredeyse tamamı ise normal duruşta belirgindir, hareketle görünümleri üzerinde anlamlı bir değişiklik gözlenmez.


Son yıllarda neden gamze operasyonları popülerlik kazandı?

Düşük bel modasının gelişimiyle birlikte karın-göbek ve bel bölgesi şekillendirme operasyonları zaten oldukça sık yapılmaktaydı. Özellikle Avrupa ve Amerikalı genç kuşak pop yıldızları ve sinema sanatçılarının bikinili (ve dolayısıyla da Venüs gamzeli) fotoğraflarının medyada görünmesi sonucunda müthiş bir venüs gamzesi akımı başlamış oldu (benzer bir durum Jennifer Lopez, Shakira gibi yıldızlardan esinlenerek kalça şekillendirme ve kalça protezi operasyonlarının artması şeklinde de karşımıza çıkmıştı). Gamze operasyonları ile karın-bel ve sırt estetiği bütünleşmiş oldu. Yanak bölgesi gamzeleri ise zaten çok arzu edilen bir görünüm olmakla birlikte böyle bir işlemin yapılacağı bilinmiyordu. Venüs gamzeleri sayesinde insanlar yanağa da gamze yapılabileceğini öğrenince yanak gamzesi talebi de arttı.

Yanak bölgesinde iki farklı yaklaşımla gamze oluşturulabilir. Hangi tekniğin seçileceğine kişinin istekleri, beklentileri ve yüz yapısı değerlendirildikten sonra karar verilebilir. Tekniklerin biri deri altindaki dokunun azaltılması şeklindedir. Diğer teknik ise deri altındaki dokunun yüzdeki mimik kaslarının tespit edilmesi şeklindedir. Bazı durumlarda bu iki tekniğin kombinasyonu gerekebilir.







Venüs ’sakroiliak’ gamzeler nasıl oluşturulur?

Venüs gamzeleri poponun üst kısmı ile belin birleştiği bölgede oluşturulmaktadır. Vücudun yapısına göre değişmekle birlikte orta hattan yaklaşık olarak 6-10 cm uzaklıkta bulunan iki taraflı çöküntülerdir.
Bu gamzeler de deri altı dokunun inceltilmesi şeklinde olusturulmaktadır. Ortalama olarak 20 dakikalık bir işlemdir. Genel anestezi gerekmemektedir. Zaman içerisinde gamzelerden sıkılınır ise; yine kısa bir işlemle kısmen de olsa sakroiliak bölgenin eski haline dönüştürülme şansı mevcuttur.

Estetik amaçlı yapılan; liposuction, meme operasyonları, bacak protezi, yüz estetiği vb. işlemlerde oldugu gibi gamze yapılırken de eğer iyi plan, doğru endikasyon ve titiz çalışma yapılır ise hem cazibeli hem de şirin bir görünüm kolaylıkla elde edilir. Eğer bu özene uyulmaz ise veya tecrübe eksikliği söz konusu ise, diğer operasyonlarda oldugu gibi gamze işlemlerinde de istenmeyen, sevimli görünmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir.


Kadınların dişilik sırları


Erkekleri tavlamak işini bilen kadınlar için hiç de zor olmasa gerek.Bir erkeğin kalbine giden yolun gözlerinden geçtiğini bilen her kadın istediği erkeğin dikkatini kolayca çekebilir.Kadınlar dişiliklerini sonuna dek kullanmayı bilir ve erkeklerini tanırsa aşk hiç şüphesiz tadından yenmez.

Muhteşem bir aşk yaşamak için haydi hanımlar okumaya başlayın !

ERKEKLERİ TAVLAMAK İÇİN KADINCA DİŞİLİK SIRLARI :

Çağıran bakışlar, erkeklerin akıllarını başlarından alır, o yüzden bu cilveli bakışı mutlaka kullanın. Hoşlandığınız erkeğin gözlerinin içine en fazla üç saniye kadar bakın ve sonra gözlerinizi kaçırın. Onu istediğinizi anlaması için bunu birkaç kere tekrarlayın.

Sadece bakışmak yeterli değildir. Ona yaklaşmak daha fazla ustalık ister. Direkt yanına gitmek yerine, ona yavaş yavaş yaklaşın. Yan taraftan yaklaşmak, daha az gözünü korkutacak ve direkt karşısına çıkmadığınız için sizin daha gizemli gözükmenizi sağlayacak.

Gürültülü ve kaba olmayan bir şekilde gülmek kendinize olan güveninizi artırır. Sizi mutlu, canlı biri olarak gösterir.

Hoş bir erkekle el sıkışırken, gözlerinin içine bakın ve aynı zamanda elini hafifçe sıkın. Hiç beklemediği bir anda elinizle uyguladığınız bu basıncı, cinsel bir hareket olarak algılar. Bu gücünü sergilemekten korkmayan, cesur bir kadın olduğunuzu gösterir.

Yemek yerken veya içki içerken, ona doğru aranızda 45 santimetre kalacak kadar eğilin ve koluna ya da eline dokunun. Aranızdaki mesafeyi azalttığınız için heyecanlanabilirsiniz ama aslında bu hareket gerginliğinizi hafifletecek ve sohbetiniz daha iyi akacak. Vücutlarınızın birbirine yakın olması aranızdaki kimyayı ve çekimi güçlendirecek.

Kısık sesle konuşmak cinsel cazibenizi artırır. Kadınlar tahrik olunca, testosteron seviyeleri artar ve daha derinden konuşurlar.

Yemek sırasında, çıplak omuzlarınıza hafifçe dokunun veya göğsünüzün arasından sallanan kolyenizle oynayarak dikkatini çekebilirsiniz.

Gecenin gidişatı belli olduysa bile, seksi kedi imajınızı devam ettirmenizin yöntemleri vardır. Erkekler heyecan arayışı içindedirler, o yüzden sizi kovalamasını sağlayacak hareketler yapın.


Pürüzsüz bacaklarınız olsun!

Pürüzsüz bacaklara sahip olmak için!
Bozulan damar yapısı çok kısa süre içerisinde tedavi edilebiliyor.


Örümcek ağı, ağaç dalı ya da kedi tırmığı görünümündeki varisli damarlar, özellikle yaz aylarında kadınların canını sıkıyor. Ciddi bir sağlık sorunu yaratmayan ancak estetik kaygıya yol açan bu problem için artık ilaç tedavisi uygulanıyor.
Örümcek ağıdamarlar,'Skleroterapi' adlı yöntemle yüzde 80 oranında azaltılıyor.

Enjekte ediliyor
Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Alhan, çok ince bir iğneyle damara 'sklerozan madde' denilen özel bir ilaç formunu enjekte ettiklerini belirterek, şu bilgileri verdi: "Bu ilaç bozulan damar yapısını ortadan kaldırıyor, vücut daha sonra ilaçlı damarları emiyor. Bu yöntemi çok küçük kırmızı damarlara ve bacak derisinden kabarık büyük damarlara uygulamak çok uygun değil."

Dokuya kaçabilir
Bazı insanlarda damar yapısının ince olması nedeniyle, uygulama sırasında ilacın damar dışına kaçmasının mümkün olduğuna değinen Dr. Alhan, şöyle konuştu: "İlaç doku içine kaçarsa lekeye yol açar ama bu durum genellikle geçicidir. Uygulama sonrasında; külotsuz, beyaz özel bir çorap üç gün süreyle giyilir. Hasta arada bu çorabı çıkarıp, banyo yaptıktan sonra yeniden giyebilir."

Tekrarlama oranı yüzde 5
Kadınlar en çok tedaviden sonra yeniden damar oluşup oluşmayacağını merak ediyor.
'Skleroterapi' uygulamasında bir milimden ince damarlarda sorun yaşanabileceğini belirten Doç. Dr. Cem Alhan; şunları söyledi: "Tedavi sonrasında örümcek damarlar yeniden oluşabiliyor ama aynı durum; lazer, cerrahi ve radyo frekans uygulamaları sonrasında da söz konusudur. Tekrarlama oranı yüzde 5 ile 10 arasında değişir."

Related Posts with Thumbnails
Dantel Modelleri Örgü Modelleri Hobi Dünyası
En güncel Kadın Giyim Moda sitesi.